Ne var ki gerçeğin her zaman bastırmaya üstün geldiği savı, insanların yineleye yineleye genel geçer bir bilgi haline getirdiği, ama bütün deneyimlerin de yalanladığı tatlı yalanlardan biridir. Tarih, baskı altında tutulmuş gerçeklerle doludur. Tamamen bastırılamadığında, yüzyıllarca ertelenmesi mümkündür.
İçinde bulunduğumuz çağda -ki "inançtan yoksun ama kuşkuculuktan ödü kopan" bir çağ olarak tanımlanmıştır ve insanlar görüşlerinin doğruluğundan değil, onlar olmaksızın ne yapacaklarını bilmeyeceklerinden emin dir- bir görüşün açık saldırılardan korunması gerektiği iddiaları, bu görüşün doğruluğuna değil, onun toplum için olan önemine dayandırılır.
Bir kişi hariç bütün insanlık aynı görüşte olsa, tek bir kişi karşı görüşte olsa, insanlığın o kişiyi susturma hakkı, o kişinin gücü yetse insanlığı susturma hakkından fazla değildir.
Basın özgürlüğü"nün, ahlaksal olarak çökmüş ya da baskıcı bir yönetime karşı bir güvence olarak savunul masını gerektirecek günlerin geride kaldığını umuyoruz.