Nedir bu ansızın sezgilerle yüklü olarak yürekten fışkıran
ve hüznün yumuşacık havasını yutan şey? Sen de bizden haz
mı almaktasın, ey karanlık gece? Nedir o paltonun altında
sakladığın ve ruhumu görünmeden, ama böylesine güçlü etkileyen? Değerli bir merhem sızmakta elinin ay çiçeği demetinden. Ruhun ağır kanatlarını havalandırmaktasın.
Umut vaat eden bir yığın beynin ürkek karakterlerle birleşmesinden dolayı dünyanın neler kaybettiğini kim hesaplayabilir? Cesur, güçlü, bağımsız bir düşünceyi sonuna kadar götürmeye cesaret edemez bunlar, çünkü kendilerini dinsiz ya da ahlaksız bir duruma düşürmesinden çekinirler.
Gerçeğin, yalnızca gerçek olduğu için, hatanın sahip olmadığı bir güce sahip olduğunu düşünmek ve zindanlara, kazıklara galebe çalacağını sanmak boş duygusallıktan başka bir şey değildir. İnsanların gerçek için gösterdikleri gözükaralık, hata için gösterdiklerinden daha fazla değil dir genellikle, yasal ve hatta toplumsal cezaların yeterli derecede uygulamaya konması da, her ikisinin yayılmasını engellemeyi çoğu zaman başarır. Gerçeğin asıl avantajı şuradadır: Bir görüş doğruysa, bir kez, iki kez, hatta pek çok kez susturulabilir, ama çağlar içinde onu yeniden keşfedecek insanlar genellikle çıkacaktır, ta ki baskıdan kurtulup bir daha susturulamayacak kadar ilerleyeceği olumlu koşulların ortaya çıkacağı bir döneme denk gelene kadar.
Ne var ki gerçeğin her zaman bastırmaya üstün geldiği savı, insanların yineleye yineleye genel geçer bir bilgi haline getirdiği, ama bütün deneyimlerin de yalanladığı tatlı yalanlardan biridir. Tarih, baskı altında tutulmuş gerçeklerle doludur. Tamamen bastırılamadığında, yüzyıllarca ertelenmesi mümkündür.