Gerçek şu ki; bir tek kişiye bile olsa doğruyu rahatça söyleyebilmek için her gece dua ederek yatıyorum. Ertesi gün karşıma içtenlikli bir şekilde beni dinleyebilecek birini çıkarması için uykuya dalmadan önce Allah’a yalvarıyorum. Çünkü her geçen gün biraz daha yoruldugumu hissediyorum. Buna ihtiyacım var artık. Bir kum fırtınasına tutulmuş gibiyim. Gözlerim hiçbir şeyi seçemiyor.
Konuştuğum birçok şeyi iş olsun diye konuşuyorum.
Başka yerlerdeyim aslında.
Paramparçayım.
İyi değilim.
Hiçbir şeyim olmadığını söylerken doğru söylemiyorum.
Aslında iyi değilim. 
Bil ki ey sevgili!
Ben seni aklımdan hiç çıkarmadım;
ben sadece aklımı çıkardım.
Ve böyle bilsin bütün dünya,
ben aklımı senin râmına değil,
senin uğruna senden çıkardım.
Önceden söyleyebilecek bir sözüm yok… Söylenmesi gereken ne varsa söylemeye çalıştım.Bu benim gibi biri için çok kolay değil. Bir çırpıda anlatmaya çalıştım her şeyi. Durup düşünürsem anlatmaktan vazgeçebilirdim.
Bazı şeyleri, anlatmaktan ötürü de pişman olacağımın farkındayım.
İnsan, duygularının apaçık bir biçimde başkalarıyla bilinmesini istemez sonuçta.