Demek oluyor ki dünya saadetlerinin yerini tutacak, onlardan daha büyük, manevi zevkler ve bütün aşklara üstün, sürekli, sonsuz ve hep artabilen ruhani bir aşk varmış!
Karar verildi. Emma roman okumaktan menedilecekti. Fakat bu, kolay bir iş değildi. Kaynana onu da üstüne aldı. Ruan'a gittiğinde kitapçıya uğrayacak, Emma'nın aboneliğini iptal ettirecekti. Kitapçı gene zehir saçan kitaplarını kiralamakta devam ederse polise müracaat edemezler miydi?
Emma :
-Demek gidiyorsunuz... Öyle mi?... Selametle! dedi.
Birbirlerine doğru ilerleyip bakıştılar. Leon elini uzatmıştı, genç kadın tereddüt etti, sonra o da elini uzatıp bırakarak ve gülümsemeye çalışarak:
- İngiliz usulü ayrılacağız, desenize! dedi.
Leon onun elini parmaklarının içinde hissetti. Genç kadının bütün varlığı, bu nemli avuca süzülüp inmiş gibiydi.
Ellerin bu canlı temasından sonra gözler bir kere daha karşılaştı ve Leon acele çekilip kayboldu.
İkisi de sustu. Bir şey söylemiyor yalnız bakışıyorlardı. Düşünceleri,
aynı kaygıyla birbirine karışarak çarpan iki yürek gibi birbirleriyle sarmaş dolaş oluyordu...