-Sizin hâlinizi tıpkı balıkçı Polle'ün kızı Gerin'e benzetiyorum. ... kaç kere onu böyle deniz kenarında çakıl taşlarına yüzükoyun uzanmış ağlarken bulmuştum. Kocaya vardıktan sonra bir şeyi kalmamış diyorlar.
Emma :
- Ben ise kocaya vardıktan sonra böyle oldum.
..içindeki yangından şikayet etmiyordu. Çünkü Leon'a aşıktı.
Onu seviyordu. Onun hayaliyle baş başa kalmak ve bunun zevkini istediği gibi almak için yalnızlığı sever ve Leon'un kendisi bile bu hayalin ilahi tadını kaçırırdı.
Sonra içinden sordu:
-Acaba kimseyi seviyor mu ? Fakat benden başka kimi sevebilir ? Muhakkak beni seviyor!
Bunun bütün delilleri, önüne döküldü. Yüreği yerinden oynadı. Ocağın alevi titrek ve sen bir parıltı gibi ile tavanda akisler yapıyordu. Arka üstü döndü, kollarını uzatarak tatlı tatlı gerindi ...
Emma'ya gelince, Leon'u sevip sevmediğini bir kere olsun içinden araştırmadı. Onun anlayışına göre aşk, apansız gelmeli, altın veya gümüşün tasfiyesi zamanında apansız şimşek gibi parlaması kabilinden, büyük nurlu kıvılcımlar saçarak gözü kamaştırmalı ya da göklerden inen bir kasırga hâlinde benliğimizi altüst ederek irade kuvvetimizi hazan yaprağı gibi koparmalı, bütün depreşmelerimize karşı kalbimizi sürükleyip kendi girdabına atmalıydı...