Bir hikayenin göbeğindeyseniz, hikaye falan değildir o, bir kargaşadır; karanlıkta bir kükremedir, körlüktür, cam kırıklarıyla tahta kıymıklarından oluşan bir yığındır, hortuma yakalanmış bir eve benzer, yahut belki buzdağları arasına sıkışmış ya da çağlayandan çağlayana sürüklenen bir gemiye, güvertede kimsenin gücü yetmemektedir onu durdurmaya. Olursa ancak sonradan hikaye olur. Kendinize ya da bir başkasına anlatırken.
“…bazılarının bu olaya Havva’nın laneti dediğini söyledi ama o çok aptalca buluyordu bunu, Havva’nın başındaki asıl lanet Adem adındaki sersemdi, önlerine çıkan ilk badirede bütün suçu Havva’nın üzerine yıkıp kendi paçasını kurtarmaya bakmıştı.”
… deli bir yön sanki ve batıya döner gibi deliye dönüyorsun… Oysa delirince bir yere gittiği yok insanın, durduğun yerde duruyorsun. Ve bir başkası gelip senin içine giriyor.