Fulya

Bana sonbaharda büyülü hale gelen hikayelerden birini anlat: Yalnız İngiliz kırsalındaki büyük sessizliklerden, yüksekteki kalelerden,ışığın gelmediği, yaprak hışırtısının canlandığı nostaljiden bahset
“Kötü bir anıyı unutmanın en iyi yolu güzel bir tanesiyle değişmektir.”
Hayat çoğu zaman böyledir. Bir şeyi -birini, bir duyguyu, bir bilgiyi- öyle uzun zaman beklersiniz ki karşınıza çıktığı anda apışıp kalırsınız. Boşluk boşluk olmaya o kadar alışır ki kendi kendine kapanmayı beceremez. Matt Haig
Hepimiz ömrümüzün kısalığından şikayet ederiz; fakat gün denen şeyi bir an evvel ve farkına varmadan harcamak için neler yapmayız? Ahmet Hamdi Tanpınar
Yazmadım seni daha, Sevmeye ayırdım tüm zamanları, Yazmaya bu yüzden vaktim olmadı. Ben düşünmeye başlayınca seni -Ki bu bir önceki düşünmenin sonundan çok öncedir İnan ki dağlar, taşlar, İnan ki bulutlar, yağmur ve kar Toprakla su ve gökyüzü, güneş ay ve yıldızlar Onlar da benimle birlikte Ve onlar da benim kadar seni düşünürler.
''...Günseli derdi, beni on sekiz yaşında tanısaydın hayır tanımasaydın hiç istemiyorum o günlere dönmeyi derdi. Aptallıklarıma, beceriksizliklerime, her dokunduğunu kıran ellerime, kapıları bulamayan yanlış kapılar açan ellerimin dalgınlığına, yanlış sözlerime, teşekkür etmek yerine özür dileyen sarsaklığıma, terleyen ellerime dönmek istemiyorum. Yeni baştan aynı kâbusları yaşamak istemiyorum sana roman gibi gelse de senin hatırın için bile yapamam aynı şeyleri. Oysa karikatürlerde ne kadar sevimli gösterirler bu insanları başka yerlerde de sevimli gösterirler yalnız yaşarken kimse sevimli görmez bütün bunları oysa okurken resimlerini seyrederken ne kadar acırsınız onlara gene de gülmeden duramazsınız. Ben bile gülerim oysa onlar gülemezler ben de aslında gülemem. Beni en çok seven annem bile bana benim aptal oğlum derse buna gülemem işte. Anlıyorum Günseli gene de Selim bir Günseli'si olduğu için bütün bunları anlatabildi. Ya Günseli'si olmayanlar ne yapacak...''