Funda Kan

Funda Kan
@fundakann
62 okur puanı
Kasım 2018 tarihinde katıldı
Puan vermedi·556 syf.·
2020 27. kitabı
Bu kitap, “ Şu kapkara dünyada böylesine amansız bir iş için tüketmek ve sonunda ekmek parası bile çıkaramamak olacak şey miydi?” diyen Etienne’nin çağrısı. Öyle ki kitapta yaşadığınız kent, Sokrates’in deyimiyle uyanıp kendisine gelmesi için bir at sineğine ihtiyaç duymakta. Peki nasırlaşmış ve kararmış bedenleriniz, sürekli insan yutan, yaşadığı yer altında giderek daha çok büyüyen canavardan üstün gelmeyi başarabilir mi? Evet canavar olarak kastettiğim şey bir maden ocağı ama belki de asıl canavar onu besleyip daha da hırçınlaştıran sıcak evlerinde keyif çatıp göbek bağlayan ensesi kalınlardır. Emile Zola sizi bu ensesi kalınlara karşı insanlık dışı bir savaşın ortasında öylece yalnız bırakıp gidiyor. Sürekli insan yutan canavarın midesine kendi ayaklarınızla gidip saatlerce ölümün soluğunu ensenizde hissederek çalışıyor, iyi yürekli maden işçileri dostlarınızla beraber aç kalıyorsunuz. Onlarla üşüyorsunuz yine onlara katılıp içinde bulunduğunuz yoksulluğun bitmesi için bu keyif düşkünlerine başkaldırıyorsunuz. Elinizde onlara karşı kullanabileceğiniz yalnızca bir şey var, o da içinizde ömrünüzün sonuna yetecek kadar olan kömürün ortaya çıkardığı kıvılcım. Bu kıvılcımın korlanıp koca bir yangına dönüşmesi içinse birinin sizi çağırması yeterli. Umudunuz var mı? Elbette, bir lokma bile ekmek yiyemezken karnınızı doyuran, üşüdüğünüzde sırtınızda sıcaklığını hissettiren umudu elinizden asla düşürmüyorsunuz. Yine de nesillerdir süregelen bir düzeni yıkıp yerine daha adaletlisini inşa etmek için yeterince güçlü olduğunuzdan emin değilsiniz ama en azından akıllı olabilirsiniz değil mi? Daha kuşaklar öncesinden kaybettiğiniz mutluluk için bu başarıyı en çok hakeden sizsiniz. Sonuçta istediğiniz mutluluk ne ki? Daha fazla para mı? Ya da biraz daha mı kan? Hayır bunlar
GerminalEmile Zola · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 201914,3bin okunma