Hayatımdaki her şeyin beni sana götürdüğünü hissediyordum. Seçimlerim, kalp kırıklarım, pişmanlıklarım... Her şey. Ve seninleyken, geçmişim buna değmiş gibi görünüyordu. Çünkü eğer bir şeyi farklı yapsaydım, seninle hiç tanışmamış olabilirdim.
Ama şimdi anlıyorum ki bazı insanlar hayatımıza kalmak için değil, bize bir şey öğretmek için girermiş. Ben senden güzel şeyler de öğrendim, acı şeyler de. Kendimle, sevgimle, sınırlarımla ve kırgınlıklarımla yüzleşmeyi öğrendim.
İçimde hala kırgınlıklar var, bunu inkar edemem. Bazı sözler, bazı dokunuşlar, bazı yaşanmışlıklar, bazı yarım kalmışlıklar kolay unutulmuyor. Ama tüm bunlara rağmen sana kızgınlıkla değil, artık daha çok kabullenişle bakmak istiyorum.
Bana yaşattığın güzel anılar için, bana hissettirdiklerin için ve en çok da bana öğrettiklerin için teşekkür ederim. Belki istediğimiz gibi bitmedi, belki çok şey eksik kaldı ama ben bu hikayeden iyi bir ders aldım.
Artık geçmişime 'keşke'yle değil, 'iyi ki öğrendim' diyerek bakmak istiyorum. Ve tüm kırgınlıklarıma rağmen, hayatımda bıraktığın iz için sana teşekkür ediyorum.
"Kabullenmek iyi bir tavırdır. Ama unutma ki başkalarıyla olan ilişkilerde incinmemek imkânsızdır. Kişilerarası iliskiler kurduğunda, öyle ya da böyle incinirsin ve sen de başkalarını incitirsin. Adler şöyle der: "Kişinin sorunlarından kurtulmak için yapabileceği tek şey evrende tek başına yaşamaktır." Ama böyle bir şey mümkün değildir."
"Hayatının bir noktasında "mutsuz olmayı" seçmişsin. Mutsuz şartlarda dünyaya gelmiş ya da sonradan kendini mutsuz bir durumda bulmuş değilsin. "Mutsuz olma"nın kendin için iyi olduğuna karar vermişsin."