Şu son sıralar tuhaf bir hüzün duymaya başlamıştı. Bu öyle acı veren, yakan bir hüzün değildi. Ama bir süreklilik, sonsuzluk, umarsızlıkla dolu yıllar, "bir metrelik alan"ın sonsuzluğu duyuluyordu bu soğuk, bu ölgünleşmiş hüzünde.
"bir metrelik alan" sözüyle ölmemek için sadece iki bacağını sığdırabileceği bir alanda yaşamayı kabul eden bir adamdan bahsettiği kısıma gönderme yapıyor, metaforik bir şekilde kendi durumuyla bağdaştırıyor olabilir.
Kişilikten yoksunluk! İstedikleri bu! Ve bundan büyük bir haz duyuyorlar. Yani, kendileri olmamak, olabildiğince kendilerine benzememek! En büyük ilerleme, onlara göre bu!