Sen çok seyrek haksız çıkardın, çünkü az konuşurdun. Az konuşurdun, çünkü dışarı az çıkardın.Çıktığında da dinler, bakardın. Artık hep haklı olacaksın, çünkü bir daha konuşmayacaksın.
Utanç verici bir anının lekesini silip atacakmış gibi başını daldırıverdi suya. Banyodan çıktığında huzura kavuşmuş gibiydi neredeyse. İçinde bulunduğu ânın mükemmel fiziksel koşulları ağır basmıştı, çok hassas yaradılıştakler söz konusu olduğunda genellikle durum böyledir çünkü duyular ateş gibi yakar, yaktığı kadar arındırır da.
İnsan yapıcıdır, yeni yollar açmayı sever, bu su götürmez bir gerçektir. Fakat neden acaba bir yandan da yıkmaya, her şeyi kaos haline getirmeye bayılır? Haydi buna cevap verin bakalım! Bu konuda ayrıca birkaç söz söylemek istiyorum. İnsanın her şeyi yıkıp kaos haline getirmeyi sevmesi, üzerinde uğraştığı yapıyı bitirmekten, gayesine ulaşmaktan içgüdüsel olarak ürkmesinden mi kaynaklanıyor yoksa? Kim bilir, belki eserini yakından değil de sadece uzaktan sevmektedir.