Su Üstüne Yazı Yazmak’ın ilk satırları şöyle başlar:
“ Hamd, her şeyin Evveli ve her şeyin Ahiri, alemlerin Rabb’ine; hakkı arayanların Dost’u ve Kalplerin Keşşaf’ı Allah'a mahsustur. Hamd, bana Dost olup, beni bu dünyadan; gafletlere boğucu çılgınlıkların, teknolojik debdebenin hükmettiği bu uzay çağı dünyasından sıyırıp alan Allah’a mahsustur. ”
Sık sık tekrarladığı tavsiyelerden biri “ Her sabah, her şeyi yeniden düşünmek ” konusundaki uyarısıydı. İnsanın her sabah, bütün peşin alışkanlıklarından, düşüncelerinden kurtularak toptan bir şekilde, yeniden doğmuşçasına düşünmeye başlamasını çok önemsiyordu. Yunus’un “ Her dem yeniden doğarız ” ifadesine denk düşen bu hasletin ne kadar sağaltıcı bir yönü olduğunu, bu ilkeyi uyguladıkça fark edecektim.
Bir insan-ı kâmilin dudakları arasından çıkan, “ Ateşte gider, sudan gelirsin ” vaadinin, yalnız bireysel hayatımız için değil, kâinatın tümü için tek ve mutlak umut olduğunu adeta ayne’l-yâkin’le bilmenin insanı ulaştırdığı engin bir saadet var.
Dipnot: Kur’an’da “Andolsun ki onu ayne’l-yakīn ile göreceksiniz” (et-Tekâsür 102/7) meâlindeki âyette geçen ayne’l-yakīn, gözlem yoluyla bilmek veya “yakīn”den ibaret olan bir görüşle görmek mânasını ifade eder.