İnsanlardan uzaklaşmış bir düşünür şöyle yakınıyor: “Dünyada giderek daha çok gürültü, sanayi, ama daha az huzur var artık...” Ülke ülke dolaşıp duran bir başka düşünür mağrur bir tavırla karşılık veriyor: “Olsun varsın, ama bu tekerlek gürültüsü aç insanlara buğday götürüyor ki bu da manevi huzurdan çok daha önemlidir.”
Sayfa 476 - TÜRKİYE İş Bankası Kültür Yayınları XI.Basım
Onun seni değil de beni sevdiğini düşündüğün sürece, senin karşında bir melek kadar günahsız, temiz olsam bile sevemeyeceksin beni. Sanırım kıskançlık dedikleri bu olsa gerek. Bak bütün bu hafta ne düşündüm Parfyon, söyleyeyim sana: Onun şimdi en çok seni sevdiğini biliyor musun? Ayrıca sana ne kadar çok acı çektiriyorsa, o kadar çok seviyor demektir. O bunu söylemez sana, ama senin sezinlemen gerekir. Eninde sonunda neden mi yine de seninle evlenecek? Bir gün kendi söyleyecek bunu sana. Kimi kadınlar böyle sevilmek isterler, Nastasya Filippovna da öyle! Senin kişiliğin, aşkın kesinlikle yenecektir onu! Biliyor musun ki, kadın kısmı vicdanı hiç sızlamadan acımasızca davranışlarıyla, alaylarıyla eziyet eder erkeğine ve vicdanı asla sızlamaz, çünkü hep kendi kendine şöyle düşünür: “Şimdi öldüresiye acı çektiriyorum ona, ama bütün bu çektiklerinin karşılığını sonra sevgimle ödeyeceğim kendisine...”
Sayfa 462 - TÜRKİYE İş Bankası Kültür Yayınları XI.Basım
— Demek korkak birisiniz?
Bir an düşündükten sonra gülümsedi prens.
— Hayır. Hiç de... Korkak korkunca kaçandır. Ama korkup kaçmayan insana korkak diyemezsiniz.
— Peki, siz kaçmaz mısınız?
Aglaya'nın sorusuna sonunda güldü prens.
—Belki kaçmam da.
Sayfa 449 - TÜRKİYE İş Bankası Kültür Yayınları XI.Basım
Davranışlarım incelikten uzaktır, duygularım ölçüsüzdür, düşüncelerimi anlatmak için uygun sözcükleri kullanamıyorum, bu yüzden düşüncelerim de anlamsız, saçma kaçıyor.
Sayfa 433 - TÜRKİYE İş Banksı Kültür Yayınları XI.Basım