Bir davranış tarzı hep yalnızca tek insanın kişiliğinin bütününden hareketle açıklanabilir; çünkü bir insanın her bir irade eylemi, bu insanın doğasının kendi içinde bir bütün oluşturan neden-sonuç ilintileri içinde yer alır.
Elimizde tarihin belgelerinden başka bir şey olmasaydı, ne kadar dar, ne kadar fakir, ne kadar eksikli olurdu bu tarih! Kesin olan, açıkça görünen bilimin alanıdır, çok anlamlı olan, yorum isteyen, açıklanması gereken ise ruh sanatının doğuştan kendine ait bölgesi; malzemenin kuru kanıt için yetmediği yerde, psikologlar için ölçüye sığmaz daha nice olanaklar bulunur. Duygu, bir insan hakkında bütün belgelerin bildiğinden hep daha fazlasını bilir.
"Hiçbir zaman bir evlilik bağı kurmama kararını verdim; tabii bir şey olmayacak... Ait olmak istediğim ve beni yücelten biricik kadına ait olamayacağım. Ben de öyleyse kimseye ait olmak istemiyorum."
Marie-Antoinette başlangıçta yalnızca kaba güç gördüğünden özgürlüğe de inanmamakta, yalnızca insanlara baktığından bu vahşi ve dünyayı alt üst eden hareketin arkasındaki fikirden haberi bile olmamaktadır; bize insan ilişkilerinin en yüce prensiplerini getirmiş olan, inanç özgürlüğünü, düşünce özgürlüğünü, basın özgürlüğünü, çalışma özgürlüğünü, toplantı özgürlüğünü getirmiş Yeni Çağ'ın kanun levhasına sınıfların, ırkların ve mezheplerin eşitliğini ilk olarak kazıyan ve Orta Çağ'ın o rezil kalıntıları olan işkenceyi, angaryayı, köleliği kaldıran bir hareketin büyük, insancıl kazanımlarını hiç fark etmemiş, hiç anlamamıştır, sokağın vahşi çığlıkları arkasındaki bu fikir hedeflerini ucundan kıyısından anlamaya çalışmamıştır. Bu nerede başlayıp nerede bittiği görülmeyen kargaşanın yalnızca kaos tarafını görür de, bu dehşetli mücadelelerin ve kasılmaların sonucu olarak doğrulmak isteyen yeni bir düzenin ana hatlarını göremez; böyle olunca da kaçınılmaz olan gelir. Marie-Antoinette devrime karşı adaletsiz olduğu için, devrim de ona karşı sert ve adaletsiz olur.
"Bu konuşma özgürlüğünü cezai önlemlerle bastırmak artık olanaksız olmuştur, çünkü humma öylesine her yeri sarmıştır ki; insanlar biner biner hapse atılsa bile belanın önüne geçilmiş değil, yalnızca halkın gazabı, isyanın kaçınılmaz olacağı bir raddeye getirilmiş olur."