Feyza

Marie-Antoinette...
10/10
·595 syf.··
Beğendi
·
2025 8. kitabı
·
18 günde okudu
·
Okunma: 11 Kasım 2025 16:36
Fransız Devrimi'ne karşı bir düşünce oluşturmam ilk olarak Charles Dickens'ın İki Şehrin Hikayesi adlı meşhur ve meşhurluğunun hakkını veren muhteşem edebiyat klasiği ile başladı. O zamana kadar okuldaki bana verilen bilgiden başka bir bilgi sahibi değildim devrim hakkında: Krallık bitmişti, özgürlük gelmişti, eşitlik sağlanmıştı. Yani her şey bir çırpıda olmuştu. Bu klasik sayesinde o zamana kadar diğer tüm tarihi olaylarda da oldu-bitti anlayışıyla hareket ettiğimi fark ettim. Tarihin bir sebebi ve sonucu olduğunu, bununla beraber bu sebeple sonucun geniş zaman diliminde yaşandığını ve haklı sebeplerin nasıl haksız sonuçlara yol açabildiğini bilmiyormuşum. Devrimin gerekli şartlarının sonuçları elbette bugün bize büyük kazanımlar sağladı. Ancak bu kazanımın yolu bir noktada etiken, ahlâken ne kadar doğruydu soruları Charles Dickens sayesinde kafamda yer edinmişti. Cumhuriyetin kazandırdığı başta giyotindi, korkuydu, güvensizlikti. Terör Dönemi cumhuriyetin adını lekeliyordu. İdealleri ile yola çıkanlar ideal yolunda çamura saplanıyordu. Yani monarşinin sonlanması Fransız halkının kraliyetin şatafat gösterilerinde ezilen onurunu geri getirmemişti. Charles Dickens'tan öğrendiğim buydu: Devrim bir süreçti ve sancılıydı okullarda hakkında "1789'da gerçekleşti" diyerek geçilecek bir pasaj değildi. İşte burada devrimi bir de yaşanmış otuz sekiz yıllık ömürün biyografisinden okumak istedim. Okudukça hem Zweig'ın kalemine hayranlık duydum hem de daha da cahil hissettim. Bu kadın hakkında bildiğimi sandığım tek şey "Ekmek yoksa pasta yesinler" ünlemiydi. Ancak tarihi gerçeklikte böyle bir söz söylememiş. Yani esasında hiçbir şey bilmiyormuşum:) İktidarının ve hayatının son günlerinde yaşamış olduğu iftiralar sebebiyle kendisine acıdım. Özellikle kolye davasında ve dokuz
Marie AntoinetteStefan Zweig · Can Yayınları · 20171,213 okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Spoiler var
9/10
·78 syf.··
Beğendi
·
2021 16. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 20 Temmuz 2021 13:52
Bir dünya düşünün ki uygarlığın zirvesindeyken ilkelliğin karanlık bataklığına çakılmış. Ve bu uygarlıkların dünyasından kalma, uygarlığı görme bir tek insan var. Bu insan eski İngiliz Dili ve Edebiyatı profesörü olan Profesör Smith. Tabi artık o bir profesör değil, yeni dünyanın yeni çocukları olan vahşi torunlarınca bir "bunak" tır. Adı da Granser'dır. Granser vahşi torunlarının isteği üzerine Kızıl Ölüm'ü anlatmaya başlar. (Uygarlığın yok oluşuyla kelimeler de yok olmuştur ve torunlarınca "kızıl" kelimesinin yerine "kırmızı" kelimesinin kullanılmaması bir "bunaklık" belirtilerinden birisidir.) Kızıl Ölüm 2013 yılında başlamıştır ve o ana dek bilimin tüm salgınları yendiği gibi bu illeti de yeneceği düşünülür ancak insanları dakikalar içinde uyuşturan bu illete kimse çözüm üretemez. Zaman içinde (hızla) dünya ıssızlığa gömülür ve korkunç ıssızlıkla beraber uygarlığı ayakta tutan adalet, hak, hukuk, kişisel alan, özgürlük gibi kavramlar yok olmaya başlar. İnsanlar sarhoş bir şekilde ortalığı yakmaya, saldırmaya ve yağmalamaya başlarlar. (London burada salgın anında izolasyon ve sakinliğin önemini vurgulamış.) Tüm bunlara rağmen geride kalan çok çok az insanın sadece iki amacı kalmıştır: 1. Yaşamak 2. Üremek Özellikle üremek için insanlar hak ve hukuku kendi kafalarınca yeniden kurarlar ve baskıcılıkla (herkes tarafından olmasa da) ürenir. Kadınların tek amacı çocuk doğurmak ve kocaları için harcanmak olur. Bir zamanlar profesör olan Granser bunları anlatırken çoğu kelimeyi anlamayan torunları hikayeyi bitiren Granser'ın soylediklerini hiç umursamazlar çünkü bu torunlar bambaşka bir dünyaya aittirler. ~~ Tüm bu hikaye Jack London'ın anlatımıyla ayrı bir güzel oluyor. Bir puan kırmamın sebebi rahat uzatabileceği bir konu olmasıydı. Yazarın kalemine
Kızıl VebaJack London · Can Yayınları · 202047,9bin okunma
Mecburiyet...
9/10
·50 syf.··
Beğendi
·
2021 12. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 05 Temmuz 2021 22:37
Mecbur olmak mühürlenmiş, imza atılmış bir kağıt üzerinde midir yoksa sizin ve sevdiğinizin/sevdiklerinizin mühürlediği kalbinizde mi? Özgürlüğünüz ve esaretiniz size "üst" makamlar tarafından mı biçilir yoksa sadece ruhunuz tarafından mı? İrade sadece içinde bulunduğu bedene mi aittir? Ne zaman kişinin benliğinden uzaklaşıp ait olduğu bedene ihanet eder? Havasını çekip huzur dolduğunuz, suyuna baktığınızda bulutların yansımasını gördüğünüz, çalışanına baktığınızda saygı gördüğünüz ülkede ne zaman rahatsızlanmaya başlarsınız? Ve bu rahatsızlık gerçekten sizin midir yoksa "üst" makamların mı? Korku, aşkınızın ve huzurunuzun önüne ne zaman geçer? Onu nasıl ezer? Düşmanınıza gelen zararda dahi yüreğiniz parçalanıyorsa ortada neyin mecburiyeti vardır? Bu soruların cevabını savaştan, savaşın zorunluluklarından ülkesi için dahi olsa nefret eden Ferdinand'dan öğreneceksiniz.
MecburiyetStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202175,1bin okunma