Her doğum gününde senden alınan bir şeyi armağan ettim. Bu sene doğum günü hediyen de bu. Ailemiz.
Altı yaşındaki Gökçen’den herkes bugün gitmişti. Yıllar sonra babamın sesini ve kayıp anılarımı bana bugün veren de şimdi yine dört bir yana dağılan ailemizi toparlayan da Murathan’dı.
El ele çıktığımız merdiveni yine el ele indik. Hayat belki de sadece bundan ibaretti. Merdiven çıkmak ve inmek. Yaşamak ve ölmek. Sevmek ve sevilmek. Her şey zıddıyla, hayat ise dengiyle kaimdi.
Mutlu sonlar masallar, mutsuz sonlar hikayeler içindir, derler. Çünkü masallar hayal, hikayeler gerçektir. Bilmedikleri şey ise şudur: Hayaller, gerçekleşme ihtimali olan hikâyelerdir.
Hayatta belki de en zor tesadüftü ruh eşine denk gelmek. Yanından geçip gidebilirdi. Birbirine denk düşmeyen yollar üzerinde yaşanıp gidilebilirdi. Varlığını bile bilmez, başka ruhlarda savrulup dururdu insan. Ev diye sığınılan her gövdede fazlalık dururdu. Parçalarını o uygun gövdeye uydurmak için kendi canını kanatarak kendine yeniden şekil vermeye çalıştığı her anda ise değişirdi insan. Eskisi gibi olmazdı. Ama ne kadar şekil verilirse verilsin, ait olmadığı bir boşluğa yerleştirilen yapboz parçasının bir köşesi hep boş veyahut kabarık kalırdı. Yanlış kalbe denk düşmek böyle bir ızdıraptı.