Bizler karşılaştığımız her kişiye bir şey verirdik ama ne vereceğimizi sadece kendimiz kararlaştırıldık. Sözlerimiz, eylemlerimiz, ancak sürdürmeyi umut ettiğimiz yaşamın sahnesini oluşturmaya yönelikti.
Ne ellerim bağlıydı, ne de ağzıma bir şey tıkanmıştı ama yine de kendimi bir tutsak gibi hissediyordum. Bilinmezliğe doğru yapılan zorunlu bir yürüyüşün kurbanıydım.