Romanya’nın köylerinde 1900’lü yılların başında geçen kitap, köylülerin yoksulluğunu, açlığını, çaresizliğini ve maruz kaldıkları sosyal adaletsizlikleri anlatıyor. Yazar sömürüyü ve yokluğu, son derece sert ve gerçekçi bir biçimde okuyucuya aktarıyor. Kitabı okurken insan o açlığı ve çaresizliği gerçekten hissediyor. Üstelik bütün bunlar bir çocuğun gözünden anlatılıyor. Bence kitabın en etkileyici taraflarından biri de bu olmuş. Dili çok akıcıydı, hiç sıkmadan ilerledi.
Kitapta yer yer Türk egemenliği, Türklerden kaçan köylülerimiz gibi tarihsel göndermeler de geçiyor. Bunlar bugünün bakışıyla oldukça genelleyici ve tartışmalı sözcükler. O dönemin Balkan hafızası ve anlatım diliyle ilgili. Kitabın ana odağı ise bir millet değil, köylülerin yaşadığı sınıfsal sömürü ve adaletsizlik.
Yazar kitabı Fransızca yazmış ama içinde Romence kelimeler ve yöresel türkü parçaları da var. Yazarın kendi hayatından izler taşıdığını düşündüğüm kitabın finalinde fakir ve aç köylülerin zengin toprak ağalarına 1907 yılında yapılan başkaldırısı var. (1907 Romanya Köylü İsyanı olarak tarihte geçer.) Yazar kitabını, bu başkaldırıda zalimce öldürülen Romen halkına adamış.Bu kitabı, Romen Hükûmeti tarafından Üç Köylerde; Stanilesti, Bilesti, Hodivoaia'da 1907 Mart'ında top mermileriyle işlenen ve cezasız kalan cinayetlerde katledilen onbirbin Romene, Romen halkına ithaf ediyorum.
Baragan'ın DikenleriPanait Istrati · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20241,944 okunma