David Eagleman’ın dili çok sürükleyici. Ağır bilimsel kavramları bile hikaye anlatır gibi veriyor. O yüzden bilim kitabı olmasına rağmen roman gibi okunuyor. Özellikle bilinç, özgür irade ve karar verme bölümleri insanın kendine bakışını değiştiriyor. Okudukça beynimizin gerçekliği nasıl şekillendirdiğini, kararlarımızı ne kadarının bilinçdışı olduğunu sorgulamaya başlıyorsunuz. Aslında düşündüğümüz kadar bilinçli değiliz. Beynimiz biz fark etmeden sürekli kararlar alıyor, anıları değiştiriyor, gerçekliği yeniden kuruyor. Bu biraz ürkütücü. Hem öğretici hem de şaşırtıcı bir kitap. Okunur.
Günler Aylar Yıllar insanın sessiz direncini anlatan, sade ama çok derin bir roman. Yoksulluğu, açlığı, yalnızlığı dramatikleştirmeden günlük hayatın doğal akışı içinde veriyor. Bu yüzden etkisi daha ağır oluyor.
İnsanın doğa karşısındaki çaresizliği kadar, vazgeçmeyen yönü de hissediliyor. Dili çok akıcı. Sade dilinin altında sürekli bir gerilim var, okuyucuyu sürüklüyor. Bana yer yer Yaşlı Adam ve Deniz hissi verdi özellikle insanın kaybetse bile yaşamaya devam etme gücü açısından.
Bir de kitapta beni etkileyen şeylerden biri insan ile doğa arasında romantik bir uyum yok. Doğa güzel ama acımasız da. Aç bırakıyor, kurutuyor, yaşlandırıyor. Buna rağmen insanlar toprağa tutunmaya devam ediyor. Karakterler büyük umutlarla yaşamıyor sadece devam ediyorlar. Ve bazen en büyük direnç tam da bu oluyor.
Kitabın en etkileyici yanı ise duyguyu bağırmadan, sessizce hissettirmesi. 2,5 saatte bitirdim, sürekleyici anlatımından ötürü başlayınca hemen bitirmek istiyorsunuz. Kesinlikle okunur. Puanım 9.
Odysseus anlaşmasının anahtarı, farklı koşullarda farklı insanlar olduğumuzu kabul etmektir. Daha iyi kararlar vermek için, yalnızca kendinizi değil, sahip olduğunuz bütün kimlikleri tanımanız önemlidir.