Tarih boyunca geleneklere boyun eğmeyen; peşlerinden gelen kadınlara ilham olan, mucizeler yaratan, inanan, başaran, mücadeleden vazgeçmeyen, inancıyla yol açan ve ardında cesur kadınlar bırakanların hikâyeleri.
Lou Andreas-Salomé, Avrupa’nın ilk kadın psikanalistlerinden biri.
Friedrich Nietzsche onun için “Tanıdığım en zeki insan” demişti.
Sigmund Freud ise onu “olabilecek en mükemmel destekçi” olarak tanımlamış ve meslektaşları arasında uzun süre iletişimini sürdürebileceği tek kadın olarak görmüştü. 19. yüzyılda bir kadın olarak felsefe ve psikanaliz dünyasına girmek bile başlı başına bir meydan okumaydı.
Dâhi adamlarla kurduğu ilişkiler nedeniyle kendisine “dâhi koleksiyoncusu” etiketi yapıştırılmış; erkekleri reddedişi yüzünden kimi zaman soğuk, mesafeli ya da bunalıma sürükleyen bir kadın olarak anılmış. Oysa o, her şeyden önce kendi zihinsel ve ruhsal özgürlüğünü savunan bir entelektüeldi.
Bu kitap, kendini arayışın içinde bulan bir kadının otobiyografik anlatısı gibi ilerliyor. Okurken sık sık satır aralarında yazarın kendi hayatına ait izler olduğunu hissettim. Bir kadının hem aşkı hem düşünceyi hem de özgürlüğü aynı anda var etmeye çalışma çabası.
Bir kadının hem sevilmek isteyip hem de kendinden vazgeçmemek için verdiği o ince mücadeleyi hissettim.
“Arayış” kelimesi kitabın tam merkezinde duruyor.
Bir erkeğin gölgesinde kalmadan var olabilmenin, düşünsel eşitliğin, ruhsal bağımsızlığın arayışı.
Benim için bu kitap, bir kadının sadece sevilen değil; düşünen, seçen ve reddedebilen bir özne olma mücadelesini anlatıyor.
ArayışlarLou Andreas-Salomé · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202412bin okunma