"Kulağıma çölün, aşkın, hasretin şiiri çalınıyor. Kelimelerin kimini anlıyor kimini anlamıyorum. Fakat öyle yakıcı söyleniyor ki bu nağme, aşkın dili ortak, anlamasam da fark etmiyor."
"Perdenin bu tarafında hepimiz gölgeyiz aslında. Oyun bittiğinde mum söner, bütün suretler de Karagözcünün kutusuna konur. Geriye ne suret kalır ne gölge."
"Peki her şey bu kadar gölgeyse acı ne olacak?"
"Büyükhanım, her şeyin gölge olduğunu bir kere fark edince artık can acısa da bir acımasa da bir. O zaman bitmez zannettiğin her türlü çile biter. Öyle bir biter ki artık bitse de fark etmez, bitmese de."
"Büyükhanım Trabzon'u görebileceği son yer olan Yoroz'u devirmeden önce dönüp geriye baktı. Ona öyle geldi ki şehrin üzerini kırmızı bir duman kaplamıştı. Trabzon yanıyordu. Taş olsaydı keşke. Nice yangına külhan olmuş Trabzon, şehzadeler kenti, Gülbahar Sultan'ın şehri bu defa başka yanıyordu."
"Bazen en büyük hakikatlerin bilgisinin en büyük günahlarla yan yana durduğunu unutma Settarhan. Aşkın nizamı parçalanınca her şey göze abes görünmeye başlar. İnsan içinden yenilenmeyince dışından eskir."