Bendekini babannem farkediyor bir tek. belki de bu yüzden babanne olunur, bilemiyorum. babanne olmak bunu gerektirir ya da, bu da mümkün...
kocaman aile yemeğinde, muftakta, salonda, hala ile, yenge ile, ter ü taze kuzenler ve dahi gelinlik kızçeleriyle kakara kikiri makara halinde iken bile, herkesin odadan çıktığı ve sadece ikimizin kaldığı o sayılı dakikalarda "neyin var?" diye sorar, "neden düşük yüzün?". kalakalırım. beklemiyorum bu soruyu, kimseden kolay kolay duymadım. herkesten kaçtım da babannemden yine saklanamadım. "bir şeyim yok babanne, bu aralar işler yoğun biraz, yorgunum".
"aman kızım aman, o yorgunluk geçer, gönlün yorgun olmasın da". susarım.
babannemin sükûtun ikrar olduğundan da haberi var mı acaba? kesin vardır.
"insanın kendi kendisiyle sohbeti sanat, başkaları ile sohbeti ise eğlenceydi.
'o yüzden insan kalabalığa, eğlenceye gidiyor, suyun yokuş aşağı akması gibi,' diye bitirdi sözünü dvanov."