Düşünsel kitapları severim. Şans eseri bu kitabı da okuduklarım listesine ekledim, iyiki eklemişim. Kitap aslında kısacık ve hepimizin bildiği lakin sırtını döndüğü gündelik düşüncelerden oluşuyor. İnsanın kendini arayış sürecinde kendinde olanla yüzleşmesini sağlayacak düşünceler. Bireyin ruhani olarak kendini tanıması, anlaması, dışarı ile olan ilişkileri, evrensel değerler ile olan ilişkilerinde nasıl olması gerektiği konusunda fikirler öne sürüyor. Yaşam sürecinde her şeyin kendi eksenimizde ilerlemesini bekliyoruz. Oysa büyük bir hata yaptığımızın farkında değiliz. Özellikle olayların oldukları gibi geliştiğinin farkına vardığımızda bir adım öteye geçmiş oluyoruz. Hayattan beklentilerimizi karşılanmasını isterken ne istediğimizi bilmediğimizin farkına varıyoruz bu eserle. Kendimizi tanımadan, kim olduğumuza ve olacağımıza karar vermeden sorumlulukları yaşama yüklediğimizi anlıyoruz. Yüzümüze yansıyan her ifadenin bizimle alakalı olduğunu, olaylara yüklediğimiz anlam kadar var olduğumuzu, çevrenin üzerimizde yarattığı baskıyla bir benlik yaratmanın yanlışlığını anlıyor ve dış dünyadan bağımsız, olduğumuz gibi, kendimiz gibi bir kişiliğe bürünmek istiyoruz. Kişilerin, statülerin, giysilerin, maddenin geçiciliğini, varlığın kendimizle ilgili olduğunu görüyoruz. Aslında bunlar benim kitaba yüklediğim, kitabın bende bıraktığı izler. Herkes kendi dünyası kadar okuduklarına eklemeler ve çıkarmalar yapacaktır. Bitirmeden sizinle kitapta hoşuma giden bir bölümü paylaşıp sonlandırıyorum." Servis tabağı size geldiğinde, elinizi uzatın ve ölçülü bir miktarda yiyeceğinizi alın. Eğer servis tabağı size gelmemişse, sabırla sıranızı bekleyin. Zamanınız geldiğinde kendi doğru payınızı alacaksınız." Hoşçakalın.