"İrade her şeyin farkında olmak zorunda değildir. Her şeyin farkında olmak, iradeyi ortadan kaldırır. Bu iradeyi gösterebilecek bir benlik, zaten başka bir irade gösteremeyecektir."
Benlik, düşüncenin yokluğunu tasavvur edemez; çünkü düşündüğünden beri, ölümsüz-benlik bilinciyle vardır. İnsanlığın ilk ve son trajik sanrısıdır bu, yani gerçekliği. Ve Dasein esrik kahkahalarla eksik bir gözyaşı dökerken, aynada yüzünü arar hâlde bulur kendini; hem hayli emindir hem tedirgin, hem bütündür hem parçalanmış; bedeni görür ama bedenden ibaret değildir, bu ölümü görmek ama tasavvur edememektir.
Her canlı zaman’ı kendi ritmiyle yaşayıp anlam üretir, bu ritme saygı duymak, bazen kulak kesilip doğanın senfonisinden ders çıkarmak gerekir. Tek bir notanın anlamı yoktur, notalar etkileşime girdiklerinde anlamlı hâle gelebilirler. Doğanın senfonisini dinlersek, orkestraya anlamlı biçimde katılma ve onu zenginleştirme yöntemleri geliştirebiliriz. Doğanın şefi yok. Whitehead’in de ifade edebileceği üzere; evrenin akışı sürerken, yaşam sanatındaki yaratıcılığa kendi yaratıcılığımızla mütevazı biçimde katılmamız gerekir.
Anlamın yitimi karşılığında özgürlük, anlamsız özgürlük, özgürce dolaşan metalar gibi. Anlamın olmadığı yerde özgürlük -mış gibi yapar, özgürlüğün olmadığı yerdeyse anlam varoluşsal düzeyde barınmaz.