Yaşlılık yoktu. Birileri “daha az genç”ti, birileri “yaş almış”tı, birileri “yaşını hiç göstermiyor”du, ama kimse yaşlı değildi. Yaşlılık “estağfurullah”tı, “yok canım”dı, “daha dur”du. Oysa yaşlılığın ve ölümün kaçınılmazlığına hazırlanmak daha akıllıca bir seçim olabilirdi. İnsan tüm çabalarına rağmen ölümlüydü, doğaya bu kadar kibirle meydan okumak nafile bir girişimdi.