O,er meydanına çıkacak bir pehlivan olarak değil,sakin bir savaş seyircisi olarak doğup büyümüştü.Ürkek ve gevşek ruhu büyük mutluluk kaygılarına dertlerin
talihin rüzgarlarına dayanamazdı.Onun kendine özgü,bambaşka hayatı yaşaması gerekti;başka şey aramasına,kendini değiştirmesine,vicdan azabı duymasına gerek yoktu.
Oblomov kötülüğün ardından gitmez,her şeye rağmen temiz,dürüst ve iyi kalır...Ruhu her zaman pırıl pırıldır.Onun gibi insanlara dünyada az rastlanır;kalabalıklar içinde birer inci gibidirler.İlyanın kalbi bozulmaz,insan her zaman,her yerde ona güvenebilir.