Babam uzaklardayken,yıllar yılı kayıpken,nerede sefa sürdüğünü,yaşayıp yaşamadığını bile bilmezken, varı yoğu belirsiz bir türküden ibaretken daha güzel kavga ediyordum onunla.Çünkü bir babanın kendisiyle değil,hatırasıyla kavga etmek her zaman daha kolaydı.
Hayat sanki onun için,istediğinde esen istediğinde duran,yerle gök arasında bir yerde salınan tuhaf bir rüzgardan ibaretti.Kendini o rüzgara kaptırıp dağ bayır dolaşır,sırtını o ağaçtan bu ağaca dayar,çeşme başında durup arkasına bakar ve geride bıraktığı hiçbir şey için pişmanlık duymazdı,ne bir açıklama ne özür.