Ait olmadığı büyülü bir dünyada yürüyen bir kadın gibiydim.
Bu kadının canını istediğini yapma istemediğini yapmama özgürlüğü vardı.
Ender rastalanan o kimseye bağlı olmama, her şeyden vazgeçme çevredeki dünyayla bütün ilişkilerini kesme, tamamen bağımsız olma ve bağımsızlığının hakkını vererek yaşama; bir erkeğe,evliliğe ya da aşka bağlanmadan özgür olma; tüm kural ve yasaların sınırlandırmasından kopma hazzını yaşıyordu bu kadın…
Aslında yaşadığın hayatın her zaman değerli ve kendi değerini bilmek için pişmanlıklar da yaşaman gerekiyordu. Ölmeyene kadar yeni yeni hayatlar yeni yaşanmışlıklar şunu böyle yapsam nasıl olurdu bunu böyle yapsam nasıl olurdu alacağın kararların hayatını da etkilediğini öngördük.
Ölmediğin sürece her şeyin telafisi olur. Önemli olan kendinin farkında olup hayata küsmemen ve pişmanlıklarından ders çıkarıp kendini geliştirmen..
Bazı kadınların hikayelerini okurken boğazım düğüm düğüm oldu yutkunmakta zorluk çektim. Maalesef ki toplumdaki kadının değeri kitapta anlatıldığı gibi..
Erkektir yapar ama kadın,
Peki ya kadın?..