SINIR BOYLARI
8/10
·232 syf.··
Beğendi
·
2024 21. kitabı
Kurşun Ata Ata Biter Tarık Dursun Kakınç Roman İthali Yayınları 225 sayfa Eylül 2022 * 1984 yılı Orhan Kemal Roman Armağanını kazanan eser, Türk Sinemasına aktarılarak film olarak çekilmiştir. Konusu itibariyle bir dönem sınır boylarında bulunan köy ve kasaba insanlarının sınırın karşı yakasına gidip gelmeleriyle yaptıkları kaçakçılığı anlatır. Kaçakçılığın içinde birçok ürünün yanısıra insan vardır, silah vardır. Esrar eroin vardır. Sınır kasabasında kardeşten daha ileri üç arkadaş Tahir, Cevahir ve Üzer Kasım Ağa adına kaçakçılık yaparlar. Geçmişte bu işleri babaları amcaları dayıları yapmıştır. Geçimlerini yöre insanları hep böyle sağlar. Üç arkadaş içinde sadece Tahir evlidir. Üzer'inde birlikte yaşadığı Gazel'i vardır. Kadınları bu üç arkadaş kaçağa gittiklerinde uyku tutmaz bir sıkıntı basar gelmelerine kadar sürer. Çünkü kaçakların karşılarında Jandarma vardır, mayın vardır, hasımları vardır Gecedir. Sınır geçişinde üç arkadaş yaylım ateşine tutulur.Cevahir ölür karısı Hediye dul kalır. Kasım Ağa korur Hediye'yi. Artık kaçağa iki arkadaş birlikte çıkmaya başlar. Yine bir sınır geçişlerinde yaylım ateşine maruz kalır Üzer Ağayla arkadaşı Cevahir. Romanda çizilen tasvirler, betimlenen doğa, gerek kadınların gerekse kaçakla uğraşanların psikolojisi güzel ifade edilmiş. Kasaba ve köy insanlarının birbirlerine olan güvenleri kusursuz verilerek anlatılmış. O dönem sınır boylarının yaşamını bilmek öğrenmek isteyen okurlara önerilir. .
Edebiyat
Kurşun Ata Ata BiterTarık Dursun K. · İthaki Yayınları · 2022190 okunma
Şiirde Uç Noktalarda Kalem Oynatmak
10/10
·106 syf.··
Beğendi
·
2020 13. kitabı
Şiirde Uç Noktalarda Kalem Oynatmak Halit YILDIRIM Her ne kadar şiirin tam bir tanımı yapılmamışsa da “şiir yürek sesidir” desem kimse itiraz etmez sanırım. Belki de bunda her şairin farklı bir dünyasının olması, farklı bir tarzı olması sebeptir. Önceleri şiir için ölçülü ve kafiyeli söz olarak bakılırken bugün bu tanımın dışında çok farklı şiirler üretilmektedir. Şekil, kalıp, form, teknik… adına ne derseniz deyin her şey çok değişti. Bu yüzden bu şiirdir, bu değildir gibi bir sınıflandırma ya da değerlendirme yapmak çok zor. Bu minvalde “şiir öldü” gibi artık bayatlamış ve büyüklenme kokan sözlere de itibar etmediğimizi de peşinen belirtelim. Bu kısa girişten sonra elimize ulaşan İlkay Coşkun’un “+Uç” kitabı üzerinden İlkay Coşkunun şiirleri hakkında bir değerlendirme yapmaya çalışacağız. “+Uç”, şair İlkay Coşkun’un beşinci şiir kitabıdır. Daha önce sırasıyla; Yüreğimden Süzülen Nağmeler (Gündüz Yayınları 2008), Düş Yolcusu (Antik Yayınları-Şiir 2011), Bilonsa (Şiir Vakti Yayınları-Şiir 2012) ve Bimola (Şiir Vakti Yayınları-Şiir 2017) kitapları yayınlanmıştı. Bunlardan başka yazarımızın deneme türünde; Kahve Bahane (Vilayet Yayınları-2018) ve İç Hatlar (KDY Yayınları- 2020) isimlerinde iki kitabı daha mevcut. Baştan sona bir günde okuduğumuz şairimizin “+Uç” kitabındaki şiirlerinde bu defa farklı bir İlkay Coşkun sesi ve nefesi bulduk… Coşkun bu kitabında biraz daha hikemi bir tarz benimsemiş gibiydi. Şair, “İnsan Denen Şey” şiirinde de itiraf ettiği gibi şiirle buluşulan günden beri başka bir kavgada… Bu kavga zaman zaman hayatın acımasızlığı, adaletsizliği ile olurken kimi zaman da sevgilinin vurdumduymazlığı, vuslatın çileli yolları ve geçip giden zamanla ve tabii ki hafızalardan silinmeyen hatıralarla... Bu kavga bazen coşkun bir lirizmle bazen de hikemi bir
+Uçİlkay Coşkun · Kitapyurdu Doğrudan Yayıncılık (KDY) · 202010 okunma
Reklam
Namık Kemal yahut "Kemal kamaşması"
Puan vermedi·138 syf.··
2020 19. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 08 Mayıs 2020 22:19
Evvela kitabın akademik bir dili olduğu ve Yeni Türk Edebiyatı ile ilgilenmeyen okurların gerek içindeki mefhumları anlamak bakımından gerekte kitapta geçen kişilerin bağdaştırılması hususunda zorluk yaşayacaklarını söylemek isterim. Kitabın değerlendirilmesine gelirsem çok istifade edemediğimi belirtmek isterim. Çünkü yazarın amacı kendi meslektaşlarını bilgilendirmekmiş ve başka bir amacı yokmuş gibi günümüzde anlaşılması zor bir dil kullanmis( nasıl zor anlaşılmasın ki daha 50 yıl evvelin mütefekkirlerinin kitaplarını lügatsiz okuyamayan gençleriz biz. Ne hallere düşürüldük farkında mısınız ?) Kitabın incelenmesi hususundaysa kitabı bölüm bölüm açıklamaya çalışacağım. 1. Kısımda yazar Namık Kemal'in gerek döneminde gerek ölümünden sonraki edebi şöhretinin en büyük sebebinin Magosa'da zindan hayatı yaşaması olduğunu söylüyor.( Hakikatte zindan hayatı yaşamamış olduğunu da bildiriyor. Sadece Magosa şehrinden dışarı çıkmadığını bildirmek için karakola her akşam imza verme yükümlülüğü varmış) Yazar zindan hayatının sadece şöhret bakımından değil edebi çevrelerden kendisine gelen eleştirileri dahi edebiyatın edep mantığına mertliğe yakışmadığı için ters yön ettiğini söylüyor. Yazar diyor ki " Kemal bey bir zindan mahkumunun acılı hayatını kurguluyor." 2. Kısımda yazar Namık Kemal'e yüklenen anlamın bir "kemal kamaşması" olduğunu ve " yerini sağlamlaştırmak için ilk romanı onun yazdığı, tek vatan şairimizin o olduğu, en şiddetli gazete yazıları onun kaleme aldığı, edebiyattaki yolundan asla dönmediği, edebi tercihlerinde hiç hata yapmadığı, her eserinde çok başarılı olduğu, daima büyüklüğünü koruduğu ve hep koruyacağı gibi kocaman desteksiz keskin hükümler vermemize ihtiyacı var mıydı? " diye soruyor. Öyle ki bundan Namık Kemal'in dahi bihaber olmadığı ve buna binaen
1000Kitap
Kemal'le İhtimalM. Kayahan Özgül · Dergah Yayınları · 201414 okunma