Vals yapılırken karın karına,göğüs göğüse, burun buruna sarmaş dolaş olanların hallerine dikkat ettiniz mi? bu gece Resmi’ye dikkat etmiş olsaydınız, alafranganın bu adetini kocalardan başka herkesin cinsel dürtüsüne pek uygun bulurdunuz. Gerçekten insan, biraz üstü açıkça oynanan valslerin kesinlikle kıskançlığı ayıplayan Frenklerin bile içlerini bulandıracak bir şey olduğuna hükmetmek ister.
Hiç kadının yaşını başını almışı olur mu? Bir kadın, vaktinin geçtiğine hiç ihtimal verir mi? Erkek bile, “ Başı bez olsun da yaşı yüz olsun!” demiş. Kadına sorarsanız bir erkek bir kadına rağbet ettikçe yaşı beş yüz olsa bile yine on dört yaşında civandır.
Acaba neden sosyal gerçeklik davasında olan sözde münevverlerden,
ressamlardan, şair ve hikayeci lerden bazıları, bu müsbet hamleleri görmezlikten gelirler ve memleketi baştan başa ihmal ve kara sefalet içinde gösterirler? Gittikçe dolan bir bardağın hep boş tarafını görüp memleketi simsiyah bir kötümserlik havası içinde göstermek istemelerindeki maksatları
nedir ? Eğer bu maksat yabancı bir ideolojinin yararına çalışmak değilse memleketin yararına çalışmak hiç değildir. Çünkü realitenin ifadesi olan bir yazı ve resim, menfiye olduğu kadar
müsbete de yer verir. Yalnız menfiyi gören ve müsbeti görmezlikten gelen bir ifade, sosyal gerçeklik değil, düpedüz sosyal yalancılık, sosyal dolandırıcılık, sosyal bozgunculuktur.
“Yalnız, her zaman rahmetli derdi ki “Bizim dinimizde her din toplanır. Dinlerin hepsi iyiliğe, doğruluğa çıkar. Allah’a çıkar. Yalnız Müslümanlık en kısa yoldur.”
Ben, bu memleketin meselelerinin yalnız bu memleketin insanları
tarafından halledileceğine inanıyorum . Dışarıdan getirtilen ısmarlama parolalara göre kafamı ayarlayamam . Sağ yobazlığa ne kadar düşmansam, sol yobazlığa da o kadar karşıyım. Zaten nazariyeler yoluyla gerçek dertlerin karşılanabileceğini de sanmam. Memleket bizden iş istiyor. Kendimizi verip gücümüz
yettiği kadar onun hizmetinde çalışalım, nemize lazım bizim dünyayı düzeltmeye kalkmak.