İnsanlık ne kadar büyük bir yalnızlığı, yabancılaşmayı, sevgisizliği ve yıkımı yaşıyor olursa olsun, dünyanın herhangi bir yerinde şiir yazan birisi varsa ve onu okuyan bir başka biri varsa, barıştan, aşktan, özgürlükten ve güzellikten umudu kesmeye yer yoktur.
Bir doğruya sevinmekten çok bir saçmalığa- gülümseyebilen hoşgörüyü. 'Nerde kaldın' ayazını değil, 'hoş geldin' iyiliğini.
Hiçbir şeyle yatışmayan yürek telaşını. Kapı zilleriyle telefonlar arasında tükenmeyi. Geceyi bir hayal hazinesine çeviren uykusuzluğu. Bir gövdenin önünde diz çökmeyi. Kendimi severek yürümeyi kalabalıkta. 'Göğe bakma duraklarını' özledim. Yağmuru ki rpiklerden içmeyi. Yumruk kadar bir yüreğe dünyayı sığdırma hünerini. 'Sana sevinç verdiğim sürece ben buradayım' zenginliğini özledim. Otobüs terminallerinin ayrılıkla dönüş karışımı kokusunu özledim. Otel odaların ı n insanı bir yaprak gibi incelten kederini. Başka kentlere vuran rengini güneşin. Başka sokakların telaşıyla çoğalmayı. Dün yayı yudum yudum aşka çeviren yalnızlığı. .. "
Yalanın, zorun, paranın ve sığlığın kuşattığı sesine, aşınma n ı n küf kokan lekeleri düşmeye başlamıştı yine de. Gözlerini olanca büyüklüğü ile açmasına karşın, gördüğü şeylerin artık değişmediğini görüyordu. Her şey öyle bir hızla yineliyordu ki kendini, giderek bir devinimsizliğe dönüyordu yaşadığı gerçek. Alnındaki çizgiler çeşitlenerek çoğalacağı yerde, si linerek azalmaya başlamıştı. Hiçbir omuzdan hiçbir kuş ha valanmıyordu, kanat sesleriyle düş kurabilsin insan. Anıla rından başka gerçeği kalmamıştı. Gitmek diye oturduğu her yerden gitmek diye kalkıyordu.