Sonra içerde ayak sesleri gitti, sonra ayak sesleri geldi hoyrat.
Sonra yine ayak sesleri gitti. Ve ayak sesleri geldi. Bir kelebek kanadı çırpınıyor gibi. Yürüyor mu, uçuyor mu ya da ne bileyim yüzüyor mu bu adımlar...
Mart gelir… Değil mi Arife?
Bahar dalı uzanıyor bak kış kurganından.
Kemerler, tonozlar altında köklerle kaplı bir sunak mı kalbimiz?
Yukarda bahar dalı, Köklere tutunup ışığa çıksak, olmaz mı?
Meserret çocukların, yalnız çocukların payıdır…” Öyle mi demişti Fikret?
Payı sevinçken çocukların, işi büyümeyi beklemek.
“Ey güzel çocuk dinle”, diyeyim o zaman ben de.
Sözüm çocuklara değil aslında, ne var kişioğlu çocuktur her vakit,
Sevinç payını kimse ihsan etmiyor çocuğa, o kendi alıyor,
Sevinince gerçekten seviniyor çünkü, gözünde gülücük, başında ayla, Ağlarken de içten, sevinç mi, keder mi, çocukta sırayla.