Gel gelelim başarmıştım, dur durak bilmeyen bir çabayla çatlakları bir bir kapatabilmiştim. Ben bedenlenmiştim, geri kalanlarsa bir hayalet olarak kalmıştı.
Işığı önce, açık penceresinden görmek istedi; zihnini keskin ve canlı imgelerle dolduracak, bildiği ve sevdiği simalara bakmadan önce, çevresindeki cansız, ruhsuz objelere bakmayı tercih etmişti. Açık pencereden gördüğü, ne de güzel bir dünyaydı!