-Gelişmek, daha az üretebilmektir. Oysa ne yazık ki, daha çok üretebilmek olarak algılanıyor. Çünkü az gelişmiş bir dünyada yaşıyoruz. Daha az meyve, daha az ayakkabı, daha az insan üretebilmeyi başaramadı insanlık.
“Ama, tembellik olur öylesi,” dedi.
- Uzun yaşamak tembelliktir zaten, diye cevap verdim.
Bedenlerimizi saatte üç yüz kilometre giden hızlı trenlerin içine koyup eskiden beş günde ulaşılan yere yarım saatte ulaşmayı marifet sayıyoruz. Dünyanın öbür ucunda olan biteni, yarım saniyede öğrenmeyi, “İletişim çağında yaşıyoruz” diye böbürlenerek anlatıyoruz. Ama bütün bunların insan hayatına gerçek anlamda kattığı o kadar az şey var ki. Aslında hayatı hızlandırmak, çaresizliğin ifadesi.
Çok güvendiği iki kargası Hugin ve Munin onun için istihbarat hizmetlerini yürütürdü. Her sabah onun omuzlarından havalanır ve dünyanın üzerinde uçarlardı. Güneşin batmasına yakın gördüklerini ve duyduklarını ona anlatmak üzere geri dönerlerdi.