Yılın bu zamanlarında efsunlu bir şey dolanırdı buralarda. Havada nefes alan tatlı bir şey. Bir sabah çat kapı gelirdi. Yaşarken bilmezdin hangi sabah ama üzerinden biraz zaman geçince dönüp baktığında anlardın ki, o sabah onun geldiği sabahmış: Baharın ilk günü. Geçen yıl kuruyup geri çekildiği yollardan şenlenerek geri gelirdi doğa. Toprak birkaç güne halı gibi yeşerirdi ayaklarının altında, deniz gardını indirirdi. Kış boyunca deliğine, kovuğuna saklanan hayat, yeniden burnunu uzatırdı gölgelerden. Toprağın içinde uyuyan börtü, böcek ne varsa, onun gelişiyle insan içine çıkardı. Bir körpelik gelirdi hayattan en vazgeçmişin üstüne bile.
Sonradan kavrayacağım üzere, burası başka şeylerin içine sarılmış şeyler gezegeniydi. Ambalajların içinde yiyecekler. Kıyafetlerin içinde bedenler. Gülüşlerin içinde hakaretler.