Anadolu topraklarının zenginliği bilinir, tanınır. Ürün çeşitliliğiyle hayvan çeşitliliğiyle iklim çeşitliliğiyle ve daha bir çoğuyla... Ama özellikle anadolunun en köklerine yani köylerine giderseniz çok fazla uyarı alırsınız en önemlileri de 'çukurlara dikkat et bizim burada çok yılan olur'dur. E haklılardır bilemezsiniz, zehirlisi de olur zehirsizi de. Ama gerçek köy insanları bilir ki ne kadar korkulsa da yılanların bile iyi tarafları vardır. Örneğin tarladaki ürünlerinizi yiyecek ya da zarar verecek hayvanlarla beslendikleri için gizli iyilikleri vardır. Asıl korkulması gereken insanın yılanıdır. Yılandan daha sessiz daha zehirli daha kötü amaçlarla ilerler. Oysa toprağın yılanının amacı biraz daha yaşamaktır sadece. Yaşar Kemal'in öldürseler dediği yılan insanların yılanıdır belli ki.
Kitabımıza gelince aslında bence Yaşar Kemal psikolojik tahlilleri insan-toplum karmaşasını çok basit bir dille ve aslında çok küçük bir olay örgüsüyle aktarmış. Hikayemizin ana karakteri Hasan 7-8 yaşlarında babasını kaybediyor ve hayatının zorlu süreci , ömrünün yılanları bu olayla ortaya çıkmaya başlıyor. Hasan'ın babası Halil annesi Esme'nin güzelliğine aşık olup onu zorla kaçırarak evleniyor. Esme ise asıl sevdiği Abbas'tan aslında zorla ayrılmış zorla istemediği hayata ve sorumluluklara sürülmüş köyün dilinden anlaşıldığında köyün en güzel kadını. Abbas seneler geçse de Esme'yi sevmeyi hiç bırakmıyor en sonunda da Halil'i öldürüyor. bunun öğrenince Halil'in akrabaları da Abbas'ı öldürüyor. Ancak ailenin içi hiç soğumak bilmiyor. Onlara göre her şeyin sorumlusu Esme'de ölmelidir. Ancak Esme'nin akrabaları çok güçlü olduğu için düşman edinmek istemezler. İsterler ki Esme'yi evladı Hasan öldürsün. Öyle ki bunun için köyde yalan hikayeler bile uydurmaya başlarlar. Köylüler