Machiavelli bu kitapta vicdanı değil, kılıcı konuşturur. Prens’in sayfalarını çevirdikçe fark edeceksin ki; merhamet zaaftır, sadakat bir pamuk ipliğidir, ahlak ise gücü olmayanların kurduğu hayali bir düzendir ve iktidarın ihtiyaç duymadığı bir yüktür.
Prens seni erdemli biri olmaya çağırmaz. Sana hayatta kalmayı, güç elde etmeyi ve o gücü nasıl koruyacağını öğretir. Üstelik bunu yaparken sana yalan söylemez. Çünkü yüzlerce yıl önce yazılmış bu kitap, insan doğasının en çıplak, en ilkel gerçeğini tek cümleyle hatırlatır:
“İnsanlar seni sevdiklerinde değil, senden korktuklarında güvendesin.”
Machiavelli’nin Prens’i, idealistlerin midelerine oturan sert bir yumruk gibidir. Çünkü o, dünyayı olması gerektiği gibi değil, olduğu gibi anlatır. Kimi okurlar, bu kitabın sayfalarından çıkan soğuk rüzgârla irkilir ve öfkeyle kapağını kapatır. Bazıları ise satır aralarında gücün doğasına dair açık bir harita görür; çünkü onlar kazanmak için inanmaktan çok anlamayı seçmişlerdir.
Anlatılan şey, sadece erk sahiplerinin nasıl ayakta kalacağı değildir. Bu kitap ayrıca, iktidarın doğası ve onun kutsal kitabıdır. Machiavelli, insan zihninin ne kadar kolay yönlendirilebildiğini, korkunun sevgiden neden daha kalıcı bir bağ kurduğunu ve hatta ihanetten bile bir düzen inşa edilebileceğini sert bir üslupla ortaya koyar.
Ve bitirdiğinde kendine sorarsın:
“Erdem mi önemli, yoksa sadece ayakta kalmak mı?”