Koynuna nergis kokuları saklamışsın sanki.
Kalbimin hasretle kilitlenmiş odalarını aralamak isteyişim hep bundan.
Boynundaki benlere uzun uzun övgüler düzesim geliyor;
çünkü insan bazen bir yüzü değil,
bir ömrü özlüyor.
Sarılmak dindirir mi bu susuzluğu, bilmiyorum.
Ama sensiz geçen her gün,
burnumun direğinde ince bir sızı bırakıyor.
Hayır…
Ben de olmalıydım geçmişinde.
Geçtiğin sokaklarda,
adımlarını bıraktığın kaldırımlarda,
çocukluğunun telaşında,
gençliğinin toy rüzgârlarında…
Saçlarının rüzgâra karıştığı o günlerde,
hayatı iki avucunla kavramaya çalışırken,
kalbin ilk kez sevmeyi öğrenirken,
bir köşede ben de bulunmalıydım.
Belki bir serçe olup omzuna konmalı,
belki bir gölge olup peşinden yürümeliydim.
Yaşamın yükünü birlikte sırtlanmalı,
hayatın aceleci telaşına birlikte karışmalıydık.