• Henüz vakit varken, gülüm,
    Paris yanıp yıkılmadan,
    henüz vakit varken, gülüm,
    yüreğim dalındayken henüz,
    ben bir gece, şu Mayıs gecelerinden biri
    Volter Rıhtımı’nda dayayıp seni duvara
    öpmeliyim ağzından
    sonra dönüp yüzümüzü Notrdam’a
    çiçeğini seyretmeliyiz onun,
    birden bana sarılmalısın, gülüm,
    korkudan, hayretten, sevinçten
    ve de sessiz sessiz ağlamalısın,
    yıldızlar da çiselemeli
    incecikten bir yağmurla karışarak.
  • Ve erkekleri böyle kadınlara neyin çektiğini birden anladım, sebep kanın kaynamasından, arzunun kabarmasından çok, aksi takdirde aramızda yükselen ve benim ateş almış duygularımla bugün ilk kez algıladığım dehşet verici bir yabancılık duygusu, yalnızlık korkusuydu yalnızca.
  • Gülerek, sohbet ederek dalgalanan bir insan kalabalığının ortasında ben kendi kendimi arıyordum, içimdeki o yitik insanı arıyordum, idrak edişin o büyülü sürecinde yılları yoklayarak gerilere gittim. Hayatımın tozlanıp körelmiş aynalarında ansızın tümüyle yitik şeyler beliriverdi, daha bir okul çocuğuyken bir arkadaşımın çakısını çaldığımı ve aynı şeytani sevinçle onun herkese sorup çırpınarak her yerde çakısını arayışını izlediğimi hatırladım; birden cinsellikle ilgili bazı anlardaki o gizemli fırtına kokusunun anlamım kavradım, tutkumun sadece körelmiş olduğunu, toplumsal çılgınlık tarafından, dayatılan centilmenlik ideali tarafından çiğnenmiş olduğunu anladım, ama yaşamın sıcak nehirleri, çok derinlere gömülmüş kanallardan ve çeşmelerden de olsa diğer herkeste olduğu gibi benim içimde de akıyordu.
  • Bir akşam-üstü pencerenden bakıyordun
    Ağır ağır, yollara inen karanlığa.
    Bana benzeyen biri geçti evinin önünden.
    Kalbin başladı hızlı hızlı çarpmaya..
    O geçen ben değildim.

    Bir gece, yatağında uyuyordun..
    Uyanıverdin birden, sessiz dünyaya.
    Bir rüyanın parçasıydı gözlerini açan,
    Ve karanlıklar içindeydi odan...
    Seni gören ben değildim.

    Ben çok uzaktaydım o zaman,
    Gözlerin kavuştu ağlamaya, sebepsiz ağlamaya.
    Artık beni düşünmeye başladığından
    Bıraktın kendini aşk içinde yaşamaya..
    Bunu bilen ben değildim.

    Bir kitap okuyordun dalgın..
    İçinde insanlar seviyor, ya da ölüyorlardı.
    Genç bir adamı öldürdüler romanda.
    Korktun, bütün yininle ağlamaya başladın..
    O ölen ben değildim..

    Özdemir Asaf
  • Kendi aymazlığımdan kurtulduktan sonra birden başkalarının yaşamlarını da hissetmeye başlamıştım, milyonluk kentin kızışmışlığını, kendini hararetle ve yüklenmiş bir halde pazar akşamının şu birkaç saatine akıtışını, kendi doluluğundan uyarılarak karanlık, hayvansı, ama bir şekilde de sağlıklı ve dürtüse! bir haz duyduğunu hissediyordum.
  • 80 syf.
    ·Beğendi·10/10
    Son zamanlarda okuduğum en samimi ve buruk şiir kitabıydı. Bunun yanı sıra şiirlerin her biri farklı şeyler hissetmeme ve sorgulamama sebep oldu. Umarım okuyan herkese aynı şeyleri hissettirir.
    .
    .
    .
    Dışarıda zalimlerle mazlumlar arasında
    kıyasıya bir atom savaşının sürdüğü
    gökyüzünün radyoaktif şimşeklerle biçildiği
    uğursuz bir gece
    boyu bir karış
    sakalı boyundan uzun bir cüce
    beyaz mumların
    portakal renkli ışıkları altında
    tırmanarak Ömer Hayyam'ın meşin kaplı rübaiyatının üstüne bana şunları söyledi
    «ancak uyanıkken görebileceğin bir düştür mutluluk
    ya da küçük ve acı
    bir şakasıdır yaşamın -yaşadığın sürece-
    ve ardından mutlaka yalnızlık gelir
    ve en acıklı yalnızlık biçimi
    yaşamda anıların zengin kalabalığında
    yalnız yapayalnız kalmaktır.
    yaşam ise kimi zaman
    umutsuz bir düştür
    tıpkı mutluluk gibi
    bir kaynak suyu gibi
    berrak/yumuşak
    ve ışıl ışıl
    ve bir okyanus kadar korkunç ve ıssız
    kolay kazanılır/ güç yitirilir
    güç yitirilir l kolay kazanılır
    Varoluşun ta kendisi gibi
    olasılık aritmetiğindeki rastlantı oranı gibi
    mutlu suskusu içinde Buda'nın
    soylu ve olgun
    gülümsemesindeki düş gibi kendi gibi
    hiç üzme kendini
    cellat ile kurbana benzer yaşam da
    ayrılan yollar suç
    Senin değil onlarınsa olamaz zaten/
    suç ve ceza yoktur
    doğmak/
    ne kadar doğru ve haklıysa
    ölmek de o kadar gerçek ve doğrudur»
    ve boyu bir karış
    sakalı boyundan büyük cüce
    bunları söyledikten sonra
    dehşet ve korku içinde bırakarak beni
    birden atladı meşin kaplı kitabın üstünden yere
    kıbleye çevirdi yaşlı ve yorgun yüzünü
    ve ansızın zaman içinde yok olup gitti
  • Sana bana vatanıma ülkemin insanlarına dair


    Telgrafin tellerini kurşunlamalı’’
    Öyle değildi bu türkü bilirim
    Bir de içime
    -Her istasyonda duran sonra tekrar yürüyen-
    Bir posta katarı gibi simsiyah dumanlar dökerek
    Bazan gelmesi beklenen bazan ansızın çıkagelen
    Haberler bilirim mektuplar bilirim.Gamdan dağlar kurmalıyım
    Kayaları kelimeler olan
    Kırk ikindi saymalıyım
    Kırk gün hüzün boşaltan omuzlarıma saçlarıma
    Saçlarının akışını anar anmaz omuzlarından
    Baştan ayağa ıslanmalıyım
    Gam dağlarına çıkıp naralar atmalıyım.İçimde kaynayan bir mahşer var
    Bu mahşer birde annelerinin kalbinde kaynar
    Çünkü onlar yün örerken pencere önlerinde
    Ya da çamaşır sererken bahçelerinde
    Birden alıverirler kara haberini
    Okul dönüşü bir trafik kazasında
    Can veren oğullarının.Bir de gencecik aşıkların yüreklerini bilirim
    Bir dolmuşta yorgun şoförler için bestelenmiş
    Bir şarkıdan bir kelime düşüverince içlerine
    Karanlık sokaklarına dalarak şehirlerin
    Beton apartmanların sağır duvarlarını yumruklayan
    Ya da melal denizi parkların ıssız yerlerinde
    Örneğin Hint Okyanusu gibi derin
    İsyanın kapkara sularına dalan.Nice akşamlar bilirim ki
    Karanlığını
    Bir millet hastanesinde
    Dokuz kişilik kadınlar koğuşu koridorunda
    Başını kalorifer borularına gömmüş
    Beyaz giysilerinden uykular dökülen tabiplerden
    Haber sormaya korkan
    Genç kızların yüreğinden almıştır.Bir de baharlar bilirim
    Apartman odalarında büyüyen çocukların bilmediği bilemeyeceği
    Anadolu bozkırlarında
    İstanbul’dan çıkıp Diyarbekir’e doğru
    Tekerleri yamalı asfaltları bir ağustos susuzluğu ile içen
    Cesur otobüs pencerelerinden
    Bilinçsiz bir baş kayması ile görülen
    Evrensel kadınların iki büklüm çapa yaptıkları tarla kenarlarında
    Çıplak ayakları yumuşak topraklara batmış ırgat çocuklarının
    Bir ellerinde bayat bir ekmeği kemirirken
    Diğer ellerinde sarkan yemyeşil bir soğanla gelen.Yazlar bilirim memleketime özgü
    Yiğit köy delikanlılarının
    İncir çekirdeği meselelerle birbirlerini kurşunladıkları
    Birinin ölü dudaklarından sızan kan daha kurumadan
    Üstüne cehennem güneşlerde göğermiş mor sinekler konup kalkan
    Diğeri kan ter içinde yayla yollarında
    Mavzerinin demirini alnına dayamış
    Yüreği susuzluktan bunalan
    İçinden mahpushane çeşmeleri akan
    Ansızın parlayan keklikleri jandarma baskını sanıp
    Apansız silahına davranan
    Nice delikanlıların figüranlık yaptığı
    Yazlar bilirim memleketime özgüGüzler bilirim ülkeme dair
    Karşılıksız kalmış bir sevda gibi gelir
    Kalakalmış bir kıyıda melül ve tenha
    Kalbim gibi
    Kaybolmuş daracık ceplerinde elleri
    Titreyen kenar mahalle çocukları
    Bir sıcak somun için, yalın kat bir don için
    Dökülürler bulvarlara yapraklar gibi.Kadınlar bilirim ülkeme ait
    Yürekleri Akdeniz gibi geniş, soluğu Afrika gibi sıcak
    Göğüsleri Çukurova gibi münbit
    Dağ gibi otururlar evlerinde
    Limanlar gemileri nasıl beklerse
    Öyle beklerler erkeklerini
    Yaslandın mı çınar gibidir onlar sardın mı umut gibi.İsyan şiirleri bilirim sonra
    Kelimeler ki tank gibi geçer adamın yüreğinden
    Harfler harp düzeni almıştır mısralarında
    Kimi bir vurguncuyu gece rüyasında yakalamıştır
    Kimi bir soygun sofrasında ışıklı sofralarda
    Hırsızın gırtlağına tıkanmıştır.Müslüman yürekler bilirim daha
    Kızdı mı cehennem kesilir sevdi mi cennet
    Eller bilirim haşin hoyrat mert
    Alınlar görmüşüm ki vatanımın coğrafyasıdır
    Her kırışığı sorulacak bir hesabı
    Her çizgisi tarihten bir yaprağı anlatır.Bütün bunların üstüne
    Hepsinin üstüne sevda sözleri söylemeliyim
    Vatanım milletim tüm insanlar kardeşlerim
    Sonra sen gelmelisin dilimin ucuna adın gelmeli
    Adın kurtuluştur ama söylememeliyim
    Can kuşum, umudum, canım sevgilim.