“gece bir tabut gibi çöker omuzlarıma.
bir ölünün iççekmesi olur rüzgar. hüzünle düşünürüm uzaktaki bir evi.
yıldızlar sayılmaz: hasret uzakta.
hasreti bir ben bilirim bir de gecenin gözlerindeki baykuş.”
yirmi beş yaşındasın ve yirmi dokuz dişin, üç gömleğin, sekiz çorabın, artık okumadığın birkaç kitabın, artık dinlemediğin birkaç plağın var. başka şeyleri hatırlamayı canın çekmiyor: ne aileni, ne öğrenimini, ne aşklarını, ne dostlarını, ne tatillerini, ne de tasalarını. yolculuklara çıktın ve dönüşte yanında hiçbir şey getirmedin. oturuyor ve beklemek istiyorsun sadece, bekleyecek bir şey kalmayana kadar beklemek: gece olsun, saatler vursun, günler geçip gitsin, anılar silikleşsin.