Yağmur

"Öyle tuhaf hastalıklar vardı ki onların ne olduğunu anlamak için o hastalıklara yakalanmak gerekirdi."
Sayfa 65·Kitabı okudu
Reklam
"Ruhu, duyulardan başka bir şey tedavi edemez, tıpkı duyuları da ruhtan başka bir şeyin iyileştiremeyeceği gibi."
Sayfa 33·Kitabı okudu
"Çünkü bir insanı etkilemek için ona ruhunuzdan bir parça verirsiniz. Kendine ait düşünceleri yoktur ya da kendi tutkularıyla yanıp tutuşmaz. Erdemleri ona gerçek görünmez. Günahları, günah diye bir şey varsa, başkasının günahlarıdır. Bir başkasının müziğinin yankısı haline gelir, onun için yazılmamış bir oyunun oyuncusudur artık. Hayatının amacı kendini geliştirmektir. Kendi doğamızı gerçek kılmaktır amacı, zaten her birimiz bu dünyada bunun için varız. İnsanlar bugünlerde kendilerinden korkuyor. Tüm görevlerin en yücesini; insanın kendine olan borcunu ödemesi gerektiğini unutmuşlar. Elbette hayırseverler. Açları doyuruyorlar, dilencileri giydiriyorlar; fakat kendi ruhları aç ve çıplak aslında. Cesaret bizi çoktan terk etmiş. Belki de hiç cesur olmadık. Ahlakın temeli olan toplum korkusu da dinin sırrı olan Tanrı korkusuyla aynı şeydir ve bize hükmeden de bu iki unsurdur. Ancak..." "...Ancak hayatımızı dolu dolu ve eksiksiz bir şekilde yaşasaydık, her duyguya bir biçim, her düşünceye bir ifade ve her düşe bir gerçeklik verebilseydik o zaman dünya yeni bir sevinçle dolardı ki Orta Çağ'ın tüm kötülüklerini unutur ve Helenistik ideale dönerdik bence, hatta belki de Helenistik idealden çok daha üstün, çok daha yüce bir şeye; lakin içimizdeki en cesur insan bile kendinden korkuyor, reddedişlerimiz yüzünden cezalandırılıyoruz. Boğmak istediğimiz her güdü, zihnimizde kök salıyor ve bizi zehirliyor. Beden bir kez günah işler ve günahla işi biter; çünkü eylem, saflaşmanın bir türüdür. Geriye ise hazzın bir anısından ya da bir pişmanlığın lüksünden başka bir şey kalmaz. Bir günahtan kurtulmanın en iyi yolu günah işlemektedir. Ona direnirsen ruhun kendisine yasakladığı şeylere duyduğu özlemle, kendi canavarlaştırdığı ve yasalılıktan çıkardığı korkunç kanunlara duyduğu arzuyla
"Belki de daha önce sen ondan bıkacaksın. Bu üzücü bir düşünce ama aklın güzellikten daha uzun ömürlü olduğu su götürmez bir gerçek. Kendimizi aşırı eğitmek uğruna bunca acıya katlanırız. Hayatta kalmanın vahşi mücadelesinde uzun ömürlü bir şeyimiz olsun isteriz, böylece yerimizi korumak gibi aptalca bir umutla zihinlerimizi çöple ve gerçeklerle doldururuz. Bilgili bir adamın zihni ise korkunç bir şeydir; bir antikacı dükkanına benzer, içi türlü canavarlarla ve tozla doludur ve her şey değerinin çok üzerinde bir fiyattadır. Bence ondan ilk sen bıkacaksın."
"İnsanların akıllı olmayacak kadar çok okuyup güzel olamayacak kadar çok düşündüğü bir çağda yaşıyoruz."
Sayfa 109·Kitabı okudu
Reklam