Bir insan başka bir insanın hayallerini neden kırıp yıkmak ister?
Söyleyeyim.
Kendi hayallerine ulaşamayacak kadar aciz, kendi yaşamının sorumluluğunu alamayacak kadar zayıf, iradesiz, mutsuz, hayalsiz olduğu için.
Böyle insanların bünyesinin her kötü ihtimale karşı oluşturduğu bir adapte yöntemi var. Sırf kendi, kendi başarızlığının altında ezilmemek için başkalarını ezer. İter, üzerine basar, susturmaya çalışır. İkel doğası yüzünden tamir edemediği hayvansı davranışlarını bencilce başkalarına yöneltir. Sonuç olarak hayalleri olan kendini bir yola sokmaya çalışan çoğu kişi bu ilkel varlıklar yüzünden hayallerini dar bir kutuya kapatırlar. Ona bakmaya üzerine düşünmeye bile korkarlar. Sırf o ilkel canlıların düşüncesinin bile önemli olduğunu düşündükleri için. Hayır. Kabul etmeyeceksiniz. İlkeller eti hala çiğ yerler sonra da etteki bakteri yüzünden geberip giderler. Gelişmiş -insan- olarak azınlıkta kalan o bağnaz kafaları yok etmek onların düşüncelerini sadece kutuya kapatarak değil uçurumdan atarak yok etmek gerek. Gelişmişe -insana- düşen birinci vazife onları yok saymak sonra da kendini bir adım ileri taşımaktır.
"İşte okumak istiyorum bende ama..." . Sustu. Neler geçti içimden neler alevlendirdi öfkemi anlatsam...
Anlatsam susar tüm politikacılar.
Toprağa gömer kafasını bağnaz kafalar. Kapar çenesini cehalet.
Devam etti:
"Ama evde kitap yok hiç."
İşte gerçekleşti yine. Yeniden başladı ve yeniden bitti savaş. Yeniden yıkıldı millet yeniden kuruldu sonra.
Olmamalı dedim kendimce. Benim milletimin evlatları nasıl kitapsız kalır? Nasıl nefes almaya paralı derler onlara, nasıl? Sitem dolu saatler ardalandı bünyemde. Bu sefer gözyaşlarım yerine yüreğim aktı damla damla. Bir kez daha bir parçam akıp gitti, karıştı öksüz sulara. Söz verdim yeniden unutmamak unutturmamak adına. Bu çocuklar kitapsız kalmayacaktı. Bu çocuklar para ile nefes almayacaklardı. Nefes alamadıkları tek bir an olmayacaktı.
"- Başkalarının içinde yaşarken öyle herkese, her şeye yabancı bir halin, rüya gören insanlara mahsus dalgın, mahzun bir gülümseyişin var ki, yüreğimi yakıyor küçük. Sen, yaradılış itibariyle bile herkesten başkasın, mitoloji, buseden doğmuş buse ile gıdalanmış, büyümüş birtakım perilerden bahseder. Bunları yalnız bir hayal zannetmemeli. Onların dünyada da numuneleri vardır. Feridecik, sen onlardan birisin. Sen, sevmek, sevilmek için yaratılmış bir mahluksun."