‘’ İnsanlar birbirlerini tanımanın ne kadar güç olduğunu bildikleri için bu zahmetli işe teşebbüs etmektense körler gibi rastgele dolaşmayı ve ancak çarpıştıkça birbirlerinin mevcudiyetinden haberdar olmayı tercih ediyorlar. ‘’
‘’ Palto giymeye üşenirken bu koca dünyayı sırtımda nasıl taşırım ben? İçinde bulunduğum durumu kimseye anlatamam. Sen de anlamazsın. Ben bile anlamıyorum ki başkasına nasıl anlatırım? ‘’
Artık gitmek gerek! Bir turna katarı geçiyor sevgilim,görüyor musun? Görüyor musun dağları çekilmiş ve kokuyor coğrafyam.Yüzümde çok geç kalmış bir devrimin buruşuk izleri.Ne yana dönsem eksik bir türküye sarılan insanlar görüyorum.Nereye gitsem dilleri ve gözleri bir birine benzeyen kadınlar ve adamlar.Peki bunlar neden korkmuyorlar? Neden ölmüyorlar? Dön baba dön oynuyoruz başkasının kara parçalarında dön baba dön başkasının sularında.Kim çekip çıkaracak bizi bu şizofrenik kuyudan.Kim dokunacak yüzümüzde ki Allah kadar eski çizgilere.Hasbinallah! Ekşi,küflenmiş bir ekmek gibi kokuyor bu şehrin koltuk altları.Köpeği vurulmuş bir çoban sessizliğine gömülmüş gibi oluyor bu saatlerde.Herkes kendi ihanetine dönüyor ve herkes bir 'kes' arıyor 'kes' sizliğinde! Kocaman adamlar ve kadınlar kahkahalarında saçları daha yeni örülecek kıvama gelmiş kızları, önce doğurup sonra boğuyorlar! Sonra herkes kadeh kaldırıyor kaybettiklerine.-Şerefe
-neye içiyoruz?
-gidenlere.!
-kim gitti?
-kimse kim
-doğru ya.Herkesin bir gideni var.Di'mi?
-birde gönderdikleri..
-...Şimdi küfretmeden allaha ve kara parçalarına koşmak gerek.Terlemiş bir attan beter kokan bir ülkeden bahar kokan bir ülkeye pamuk toplamaya gitmek gerek.Söz vermek ve sözünde durmak gerek.Gerektiğinde değil doğru zamanda doğru yerde olmak/ölmek gerek.Lastik ayakkabılarımızı güneşe koyup kocaman bir sessizliği kokutmak gerek.Ekmek arası torak yemenin hazına süphan eteğinde varmak gerek.Karacadağ da tektonik bir gölde tüm günahlarımızdan arınıp şiirimizi oraya bırakmak gerek.Lâ havle! Yetmişlik bir adamı on yedilik bir kız çocuğuna dokunurken boynundaki muska ile boğmak gerek.Otogarları ve Muş'u yakmak gerek.! Tanık olduğum her anı belleğimden nasıl sileriz bilmem ama tanık olabileceklerimi bıyıklı pis bir adamın gözü önünde
Hayat akıp giderken avuçlarımdan
Eğilip yerden toplayamıyorum parçalarımı
Ve artık her şey için
Çok geç demek için
Belki de çok geç
Oysa Bir Umuttu/Kıraç
Eşkıyaların kibar olduğu zamandan
Adamların, kadınları
Müjganından öptüğü sokaklardan
Geçtim, büyüyorum ara, sıra yalanla
Yazıyorum içimi şu odamda
Değiyor başka hayatlara
Başıma binbir bela gelir
Bu ruhumun yüzünden
Ben onun gönüllü işçisi
Bu devirde söylenir mi
Böyle yangınlı şiirler?