Kıymetli küçük şeyler! Dünyada o kadar güzel şey var ki ve biz bunların hepsine sahibiz, diyor İnstagram'daki tüm fotoğrafları. Bu yaşamı isteyin çünkü en iyisidir ve hepimiz #mutluyuz.
.
.
Ya da belki aşk ulaşılmaz olduğu, uzanıp alamayacağınız bir pırlanta gibi durduğu zaman mı en çok parlıyor? Sımsıkı tutunca pırıltısı soluyor ve avucunuzda soğuk bir taş olarak kalıyor...
.
.
Kendini güçlü hissetmediğin anları başkalarının görmesine asla izin veremezsin. Yani hayata geri döneceksin, gülümseyeceksin, büyüleyici benliğini sürdüreceksin...
.
.
Merhabalar sevgili kitap dostlarım... Biliyorsunuz sosyal medya çılgınlığı aldı yürüdü. Özlenilen fenomen hayatları, kameralar önünde gülen yüzler, lüks mekanlar, arabalar, altınlar, tatiller veee kıymetli küçük şeyler... Ben her şeyin en iyisini yiyorum, giyiniyorum çok mutluyum. Evim bu konumda, çok zenginim salonumda kıymetli pek çok küçük şey var... Gelsenize ... diyoruz aslında.. Nasıl büyük bir dolandırıcılık ve sahteliğin içindeyiz farkında mısınız? Değilseniz buyrun sizleri Nina ve Vanessa ile tanıştırayım. Onlar kim mi? Kulvarın iki farklı ucundaki, iki farklı dolandırıcı hazırsanız başlıyoruz
.
.
Nina, yıllar boyunca annesinin hastalığına para bulmak için çabaladı durdu. Tek gayesi , annesini hayatta tutmaktı. Tıpkı annesinin de yıllarca yaptığı gibi.. Vanessa, ayrıcalıklarla büyümüş, ancak görünür olma ihtiyacı ile yaşayan , Sosyal Medyada pazarlanan kusursuz hayatları tüm iki yüzlülüğü sunan dolandırıcılığın diğer ayağındaki kızımız.. Aslında, hepimiz her şeyin farkındayız değil mi? Kamera önü fenomen dolandırıcılığının ..Yine de pek çok insan onlara imrenmekten, sahteliğe özenmekten ve kendi eksik hayatlarından nefret etmekten kendini alamıyor maalesef... O kısacık dakikalardaki hayatların süregeldiğine
Kitabı değil de olayları yorumlayacağım.
İslam tarihinde birkaç olayı okuduğum zaman tüylerim diken diken oluyor, ne yorum yapacağımı şaşırıyorum. Yorum yaparken günaha gitmekten Allah’a sığınıyorum.
1. konu Peygamberimizin vefatından hemen sonra daha defnedilmeden sahabilerin halife kim olacak, İslam Devletini kim yönetecek tartışmasına girmesi. Daha yeni peygamber aralarından ayrılıyor hemen birbirlerine düşüyorlar. Neyse ki olay tatlıya bağlanıyor.
2. konu Hz. Osman’ın halifeliğini beğenmeyen kişilerin Onun evini kuşatma altına alması, ya seni öldüreceğiz ya sen halifeliği bırakacaksın diye meydan okumaları. Siz kimsiniz bu ne cüret nasıl cesaret? Karşınızda peygamber damadı, cennetle müjdelenmiş, varını yoğunu İslama Müslümanlara harcamış kutlu bir sahabi var. Ve bunu yapanlardan biri Hz. Ebu Bekir’in oğlu Muhammed. Çok garip geliyor, algılayamıyorum. Bunları yaparken de yinie İslam adına yaptıklarını sanıyorlar ama yahudiler onları parmağında oynatıyor. Hz. Nuh’un oğlu da ona iman etmemişti. Tufan başlarken bile babası gel, iman et gemiye bin, kurtul demişti de ben dağlara çıkarım korurum kendimi demişti, sonra helak olup gitmişti. Peygamber oğlu olmak bile yetmemişti. Hz. Ebu Bekir’in oğlu da böyle bir hata yapabilir demek ki. Diğer bir konu Hz. Osman’ı ailesini akrabasını kayırmakla şuçluyorlar. Halifenin evini sarmışlar. Gelsenize siz de isyancıların karşısına dikilsenize. Niye yalnız bırakıyorsunuz, onlara gösterdiği yumuşak huyluluktan da maruz kalıyor bu isyana ama anlamadım.
3. Hz. Alinin halifelik döneminin tamamı. Hz. Osman’ı şehit edenler Hz. Alinin halifeliğinde Hz. Osman’ın katilini bul diyorlar, başının etini yiyorlar. Öyle bir dönemki Müslüman kanı dökülmesin diye Hz.Ali ne yapacağını ne karar vereceğini şaşırıyor. Kim dost kim düşman belli değil.
Çocuk edebiyatına çok güzel katkı sağlayacak bir romanla geldim
Türkçe öğretmeni Ferhat Taştekin; dile, kelimelere, atasözü ve deyimlere anlamlı ve eğlenceli bir dokunuş yapmış bu eserinde. Ece'nin Türkçe öğretmeni bir proje ödevi verir, Ece de boşta kalan Mete ve Ozan'la grup oluşturup hem bilgi dolu hem eğlence dolu hem de duygusal bir yola çıkar.
Çok çok çok beğendim. Hem dil hem kültür adına harika örnekler vardı. Benim bile bilmediğim bilgiler vardı. Eminim bunu öğrencilerimle okuyup incelersem dersim adına çok şey kazanıp kazandıracağım. Her bölüm başındaki özlü sözler, en sondaki atasözü deyim etkinliği ile birçok beceriyi öğretmek de harika bir fikir olarak aklımın bir köşesinde bekliyor.
En güzel yanı da çocukların o güzel yüreğine bir kez daha şahit olmak oldu. Çocuklar hep meraklı, merhametli, ince düşünceli olsun.
Kaleminize sağlık kıymetli zümrem, çok şey kattınız bu anlamlı eserinizle.
Sözcüklerin kamera arkası çok eğlenceli, gelsenize
“Özlediğin, gidip göremediğindir;Ama gidip görmek istediğin…”
VATAN SAĞ OLSUN!
“Ama biz askeriz.Unutuluruz.”
“Al bayrağın gölgesi mezarımıza vurdukça biz de yaşarız,devrem,” Varsın , adımız unutulsun.”
Gökçen Alptekin; Babasına verdiği sözü tutmuştur Gökçen..
Şırnak Silopi de ilk görevi için gidiyordu..
Doktor olmak aslında Gökçene göre değildi her hastasında ağlayan ve duygusal açıdan kendini üzen biriydi o.. Murathan ‘ın dediği gibi pamuk gibi kalbi vardı..
Annesi Murathan ‘ın orda asker olduğunu ve onunla görüşmesini istediğinde Gökçen kendi ayakları üzerinde durmak istemiş ve haber vermemişti.. Taki valiziyle kucağına düşene kadar.. Murathan o tanıdığı kepçük kulaklı çocuk değildi…
Daha yan yane gelmeleriyle birbirleriyle savaşları başlayıp Murathan’ın Gökçene 3 hafta sonra arkasına bakmadan kaçacağının iddasına girene kadar..Gökçen nöbetlerini devirmiş ve istediği tarih süresini geçirmişti..Ev arkadaşı Bilge ile uyumu ve iş yerindeki yakın arkadaşı Ayşegül ile hayatına devam ederken bir gün köye göreve gitmiş tam da o gün kaçırılan bie cocuğun Murathan ‘ın teslim ettiği ana denk gelmişti..
Aşiret ve terör ile ne kadar yakın olduğunu ve başının yine belaya girdiğini Murathan aracılığıyla öğrenmesi kabullenmemesine inatçılığına devam etmesi ve tersi neyse onu yapma istediğini doğuruyordu..
Murathan yıllardır sakin hayatına Gökçen ‘in dahil olmasıyla veda etmişti. Hem tim arkadaşları hem ailesi Gökçeni sevmiş Murathan ‘ın geçmişi yeniden gelecek olmuştu.. Pamuktu o onun pamuğu..
Saçlarını ördüğü, sümüklerini sildiği , çocuklardan koruduğu , her gece uyumadan hikaye okuduğu kız çocuğu.. Ama şimdi karşısında tam bir kadın olmuş Gökçen vardı..
İkisinin geçmiş hikayesi bugüne gelirken sakladıkları geçmiş ve Babalarının ölümlerinden sonra yaşadıkları için birbirlerini
Moralin mi bozuk ? Kitap fali gibi sayfalari raskele aç oku resim harika mesajlar harika..birde studio canlı uygulaması var kendileri erhan hocam kurucusudur... harika eğitmenler var sizde gelsenize
Çocuklar, yolum çok iyi bir öykücü ve çok iyi bir öykü kitabı ile kesişti. Siz de gelsenize? Dört yol ağzında bekliyoruz.
***
Özellikle İzmir’le öyle veya böyle bir gönül bağınız varsa, öyküler sizi ekstra sarmalayacaktır. Benim hiç yok, ama öyküleri yaratan o zihin benim kafamın içindekilerle öyle çok noktada temas etti ki, eksikliğini duymadım.
***
Öykülerin bir teması olduğunu kabul edeceksek bu tema, İzmir’den ayrılamamak, yerinde saymak, ne ileri ne geri gidebilmek, olduğu yer mutlu etmese bile daha mutlusunu bulmak adına bir itki hissedememek gibi hepimizin oradan buradan tanıyacağı durumlar etrafında dönecektir.
***
Bunun dışında tekrar eden bazı başka nakaratlara da rastladım. Örneğin, uzun süredir görülmeyen eşle dostla karşılaşıp, bu karşılaşmanın o hayatlarla kendi hayatını karşılaştırmaya evirilmesi gibi. Bunun dışında sanata ve daha da özelde plastik sanatlara tekrar eden bir gönderme de mevcut. Bunun, yazarın kişisel ilgisini yansıttığını varsaydım ve kendi kendime bu varsayımdan mutlu oldum.
***
Eğer okuduğunuz her öyküde sarsılmak isteyen bir öykü okuruysanız bu öykü derlemesi size göre değil. Bu öykülerde büyük olaylar olmadığı gibi sizi duygusal bir sörf tahtasına da oturtmuyor. Buna karşılık her öyküde yazarın beyin kıvrımlarına biraz daha yerleşip, azıcık daha anlatsa diye gözünün içine bakıyorsunuz. En azından şu kardeşiniz üzerindeki etki, tam olarak budur.
***
Sevgiler efendim.