“Madan”
Bu gece 2000’lerin başına, çocukluğumuza ışınlanalım. Bu şarkıyı yıllarca aradım ve birkaç ay önce bir kahve dükkanında tesadüfen remix versiyonu çalınca adını buldum. Sözlerini uydurarak ve bağırarak söylediğimiz “o” şarkının anlamını şimdi öğrendim. Hepimize umut olsun 🪘🏝️🪇 youtu.be/4vmLW8Tqg14?si=... Salif Keita'nın "Madan" şarkısı Bambara dilinde söyleniyor. Şarkının tekrarlayan dizelerinde "O laka lamma le" ve "Se jolaka lamma le" kelimeleri kullanılarak hipnotik bir ritim yaratılıyor. Şarkının sözleri oldukça basit ama derin bir mesaj taşıyor. "Ay ihe geba geta singurna yeah" ve "Ilina ina nara sa" dizeleri kabaca "Dünya büyük bir yer ve hepimiz farklı geçmişlerden geliyoruz" anlamına geliyor. Bu, insanların nereden geldiklerine bakılmaksızın bir araya gelmelerini amaçlayan güzel bir duygu. Şarkının nakaratı olan "Ori tali ma je'ye", Keita'nın annesinin ona sık sık söylediği bir ifadedir. Kabaca "Oğlum, endişelenme, her şey yoluna girecek" anlamına gelir. Şarkı, dinleyicilere durumları ne kadar zor olursa olsun umut olduğunu hatırlatmayı amaçlar. "A sid la nemma ra do m'sebbe toggorro no yee" ve "Tama yoo pabba yo" dizeleri, insanların zor zamanlarla karşılaştıklarında bile geleneklerinde ve inançlarında teselli bulabilecekleri şeklinde yorumlanabilir. Not: Yukarıdaki açıklamayı Web’te buldum ve çok hoşuma gitti, bu yüzden değiştirmeden alıntıladım. Cümle cümle çeviri için: sonichits.com/video/Salif_Kei...
'Ney Çalmak' mı,'Ney Üflemek' mi?
Müzik aleti için kullanılan çalmak yerine, ney için üflemek tabiri kullanılır. Burada üflemenin mecazi bir anlamı vardır. Kaynağını İslam'da Allah'ın insani yaratırken insan ruhunu üflemiş olmasından alır. Bu mecazdan etkilenilmesini sağlayan bir unsur da; flüt çalarken "Tü", yan flüt için "Fü" seslerinin ağızdan çıkması gibi ney üflenirken ağızdan "Hû" sesi çıkarılmasıdır. Hû, tasavvufta "O" demektir. - Ney Eğitimi HEMBA
Reklam
■ Ney'in İcadı: ■ Ney'in icadıyla ilgili olarak, Hz. Peygamber'in ilahi bir sırrı Hz. Ali'ye söyledikten sonra Hz. Ali'nin bu sırrın manevi ağırlığına dayanamayıp onu susuz bir kuyuya bağırdığı ve daha sonra bu kuyudan çıkan kamışlardan her rüzgar estiğinde bu sırrın etrafa yayıldığı yolunda bir menkıbe anlatılır. Musiki kaynaklarında sıkça tekrarlanan bu menkıbe için Ferîdüddin Attar'ın Mantiku't-Tayr adlı eseri kaynak gösterilirse de burada sadece Hz. Ali'nin sırlarını söylediği bir kuyunun kanla dolduğu hikaye edilir. - Ney Eğitimi HEMBA
1000Kitap
Yeni Bir “Diriliş” Mümkün mü?
💼Bütün dünyanın “uygarlık krizi” yaşadığı bir dönemde, insanlık “yeni bir yol” arayışıyla karşı karşıyadır. Sezai Karakoç’a göre bu yeni yolun mimarı “diriliş insanı” ve ondan peyda olacak nesil “diriliş nesli”, o eşsiz neslin kuracağı toplum “diriliş toplumu” ve ortaya koyacağı uygarlık da “diriliş uygarlığı” olacaktır. Türkiye’de İslami oluşum, yapılanma ve hareketlerin fikir cephesi daha çok edebiyat üzerinden yürümüştür. Değişik mecralarda yayımlanan yazılar, yazılan şiirler, basılan kitaplar, çıkan dergi ve gazeteler bir tohumlama vazifesi görmüş ve yeni kuşakların filizlenmemesine katkı sağlamıştır. Daha çok da çıkarılan dergiler bir dönem “Ocak” vazifesi görmüştür. Necip Fazıl’ın Büyük Doğu’su, Nurettin Topçu’nun Hareket’i, Sezai Karakoç’un Diriliş’i, Nuri Pakdil’in Edebiyat’ı bu dergilerin bir kısmıdır. Öyle ki bazı oluşum ve hareketler bu isim ve dergilerle anılır olmuşlardır. Bu çerçevede zaman zaman yurdun değişik yerlerinde verilen konferans ve buluşmalar ise gençlerin bilinçlenmesine katkı sağlamıştır. 1970-1980’li yıllarda bu isim ve dergiler çevresinde kartopu gibi gelişip boy atan akımlar, oluşumlar, hareketler ve yer yer siyasi yapılanmalar 2000’li yıllara gelindiğinde artık toplumun, devletin beslenme damarları haline gelmişlerdir. __Geriye dönüp baktığımızda ise bu edebi ve fikri yayınların-oluşumların ekseriyetle kendi döneminin koşullarına göre bir gelişim gösterdiklerini görürüz. Bu nedenle söz konusu şahıs, yayın ve fikirleri değerlendirirken kendi dönemlerinin iklimini göz ardı etmemek gerekir. Bu tür yazar, şair, edebiyatçı ve fikir insanlarının ortak yönü; edebiyat, şiir ve sanatlarını yaşadıkları dönemin ihtiyaçlarına göre kullanmış olmalarıdır. Yine bu şahsiyetlerin hepsinde bir dert, dava bilinci vardır ve insanlık adına
Makale|Yazı
Rahman | er-Rahman İsminin Anlamı ER-RAHMAN: Dünyada, iyi-kötü, zengin-fakir, küçük- büyük, mümin-kâfir ayırt etmeden bütün mahlûkata muhtaç oldukları rızkı veren, himayesi altına alıp besleyip büyüten demektir. Rahman “Rahmet” kelimesinden türemiştir. Rahmet sözlükte, acıma, sevme, şefkat etme, rikkat (yufka yüreklik, acıma ve incelik) sahibi olma, ihsan etme ve bağışlama gibi anlamlara gelir. Rahman ismini daha iyi anlamak için Kur‟an‟ın 55. süresi olan Rahman süresine bakmak gerekir. Rahmet, rahmet edilene bağış ve lütuf gerektiren bir kalp yumuşaklığı ve merhamet duygusudur. Kur‟an, Allah‟ı tanıtırken öncelikle O‟nun Rahman ve Rahîm olulşundan söz eder. Allah‟ın rahmet özelliği ile ilgili olarak Esmâ-i Hüsnâ’ da otuza yakın isim geçmektedir. Rabbimizin kullar hakkında en çok işleyen ve en belirgin özelliği rahmettir. Allah‟ın kullarına gazap etmesi veya onları cezalandırması bir şarta bağlı iken, rahmet sıfatı herhangi şarta bağlı değildir. Allah‟ın rahmeti bütün yaratıklar hakkında geneldir. Allah‟ın rahmetine karşı bizlerin üzerine düşen birtakım görevler ve sorumluluklar vardır. Öncelikle O‟nu hakkıyla tanımalıyız. Ona olan imanımızı güçlendirmeliyiz. Onun en büyük rahmeti olan Kur‟an‟ı anlayarak ve üzerinde düşünerek okumalıyız. Kavradığımız ayetleri bireysel, toplumsal ve sosyal hayatımızda uygulamalıyız. Kur‟an‟ın hayat programı ve nizamı olması için elimizden gelen bütün gayreti göstermeliyiz. Allah‟ın kullarına karşı merhametli olmalıyız. Onları Allah‟ın en büyük rahmeti olan Kur‟an‟la ve Hz.Peygamberle tanıştırmalıyız. Hz. Muhammed‟den başka gerçek önder ve rehber olmadığını insanlara duyurmalıyız. Allah’a ve Rasülüne itaat eden mü!minleri dost edinip onlara şefkat ve rahmet kanatlarımızı germemiz gerekir. Mü‟minlere karşı merhametli, kâfirlere
Din
en beğendiğim zombi filmleri ;(`benim listem`) 1. `28 days later` 2002 yapımı, yönetmen koltuğunda danny boyle oturuyor; başrollerde cillian murphy, naomie harris ve brendan gleeson var; yaklaşık 113 dakika. konu basit ama etkisi büyük: laboratuvardan yayılan “rage” virüsüyle toplum çöküyor, gözünü hastanede açan bir adam boşalmış bir dünyada hayatta kalmaya çalışıyor. modern zombi çağının start tuşu. 2. `train to busan` 2016, yönetmen yeon sang-ho; oyuncular gong yoo ve ma dong-seok; süre 118 dakika. seul'den busan'a giden bir trende patlayan salgınla birlikte, kapalı alanda artan gerilim ve insan ilişkileri üzerinden yürüyen, aksiyonla duyguyu aynı anda tokat gibi veren film. 3. `dawn of the dead` 2004, yönetmen zack snyder; oyuncular sarah polley, ving rhames; süre 101 dakika. bir grup insanın alışveriş merkezine sığınıp zombilere karşı hayatta kalmaya çalışmasını anlatır; hızlı zombi konseptini popülerleştiren remake. 4. `rec` 2007, yönetmenler jaume balagueró ve paco plaza; başrolde manuela velasco; süre 78 dakika. bir televizyon ekibinin itfaiyecilerle girdiği apartmanda karantinaya alınmasıyla başlayan found-footage tarzı saf panik ve kapalı alan kabusu. 5. `world war z` 2013, yönetmen marc forster; başrolde brad pitt; süre 116 dakika. küresel salgının ortasında dünyayı dolaşarak çözüm arayan eski bir bm çalışanı üzerinden büyük ölçekli zombi kaosu; aksiyon yüksek, mantık bazen izinli. 6. `:shaun of the dead` 2004, yönetmen edgar wright; oyuncular simon pegg, nick frost; süre 99 dakika. zombi istilesini pub'a gidip çözmeye çalışan iki arkadaşın kara mizah dolu hikayesi; komedi ama türün en zekilerinden. 7. `zombieland` 2009, yönetmen ruben fleischer; oyuncular jesse eisenberg, woody harrelson; süre 88 dakika. zombi kıyametinde hayatta kalma kurallarıyla
Reklam
Reklam