en beğendiğim zombi filmleri ;(`benim listem`) 1. `28 days later` 2002 yapımı, yönetmen koltuğunda danny boyle oturuyor; başrollerde cillian murphy, naomie harris ve brendan gleeson var; yaklaşık 113 dakika. konu basit ama etkisi büyük: laboratuvardan yayılan “rage” virüsüyle toplum çöküyor, gözünü hastanede açan bir adam boşalmış bir dünyada hayatta kalmaya çalışıyor. modern zombi çağının start tuşu. 2. `train to busan` 2016, yönetmen yeon sang-ho; oyuncular gong yoo ve ma dong-seok; süre 118 dakika. seul'den busan'a giden bir trende patlayan salgınla birlikte, kapalı alanda artan gerilim ve insan ilişkileri üzerinden yürüyen, aksiyonla duyguyu aynı anda tokat gibi veren film. 3. `dawn of the dead` 2004, yönetmen zack snyder; oyuncular sarah polley, ving rhames; süre 101 dakika. bir grup insanın alışveriş merkezine sığınıp zombilere karşı hayatta kalmaya çalışmasını anlatır; hızlı zombi konseptini popülerleştiren remake. 4. `rec` 2007, yönetmenler jaume balagueró ve paco plaza; başrolde manuela velasco; süre 78 dakika. bir televizyon ekibinin itfaiyecilerle girdiği apartmanda karantinaya alınmasıyla başlayan found-footage tarzı saf panik ve kapalı alan kabusu. 5. `world war z` 2013, yönetmen marc forster; başrolde brad pitt; süre 116 dakika. küresel salgının ortasında dünyayı dolaşarak çözüm arayan eski bir bm çalışanı üzerinden büyük ölçekli zombi kaosu; aksiyon yüksek, mantık bazen izinli. 6. `:shaun of the dead` 2004, yönetmen edgar wright; oyuncular simon pegg, nick frost; süre 99 dakika. zombi istilesini pub'a gidip çözmeye çalışan iki arkadaşın kara mizah dolu hikayesi; komedi ama türün en zekilerinden. 7. `zombieland` 2009, yönetmen ruben fleischer; oyuncular jesse eisenberg, woody harrelson; süre 88 dakika. zombi kıyametinde hayatta kalma kurallarıyla
Ödüllü Yazar Sarah Baıley'den Kan Donduran Bir Roman "Unutulmuşlar Şehri" Raflarda Yerini Aldı Uluslararası çok satan Karanlık Göl kitabının ödüllü yazarından, sürükleyici olay örgüsü ve ilgi çekici karakteri ile merak uyandıran yeni bir roman: Unutulmuşlar Şehri. Kurbanı görmek her seferinde ruhuna kızgın demir bastırılmış gibi hissediyordu; yüzlerini gördükten sonra geri dönüş yoktu. Abbey Clark, katıldığı partinin ardından gece yarısı ortadan kaybolur. Kısa süre sonra da genç kızın erkek arkadaşının cesedi bulunur. Genç kız bu cinayetten sorumlu mudur yoksa o da katilin başka bir kurbanı mıdır? Dedektif Gemma Woodstock, yaşadığı acı olayın ardından oğluyla bir sahil kasabası olan Fairhaven'a gider. Dedektif, kendini birden karmaşık bir cinayet soruşturmasının tam ortasında bulur. Gemma, bir yandan oğlunun kederini dindirmeyi deneyip bir yandan yeni meslektaşlarının düşmanlığının üstesinden gelmeye çalışırken sorulara cevap arar.
Edebiyat
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Jiji ve Lake tamamen hayal ürünüdür!! Lola & Matias & Palomé'da öyle!! Elijah ilk aşk! Gemma da var tabii !!! Flibustier & Marki & N unutmayın !!!
14/1/21
Gemma! Baksana incilendim, ben kurtuluyorum. Yonga kalbi üzün kıldım usumdan, başkasının çektiğinden ölünmüyor. Ve farkettim ki yaşanmıyor da. Bazen sana yazmaktan başka çarem kalmadığını düşünüyorum ve yazıyorum. Çünkü sonsuz acı geçmeden evvel - yaşama tutunmaya çalıştığım zamanlarda- en uzaklardaki ışık hırsızlarıyla arkadaşlık ediyordum. Kaydı boş tutuyor, üzücü şeylere sahip olmaya özen gösteriyordum. Gemma, bir baksana bana. Sence de çok değişmemiş miyim, ne kadar huzurluyum. 'Şu haline bir bak' diyorsun tek rahatsızlığım aşk hamallığını devam ettirmek. Tozlu ve yamalı ideallerinin üstünü çizdim. Çok yönlü ama her yönünde mutlaka bir eksik bulmaya çalıştığın bana, verdiğin hududu öleyazdım. Ama şunu söylemeliyim; birlikte oynamak çok özeldi; biz bir yuva kurmuştuk, işte şu yol kenarına ve bu yol kenarına köşk misali, bende bir yama vardı, sende bir eski. Birlikte yarattık eskinin bir yenisini. Onu da geçtim Gemma, hatırlasana portakal saatim boynumda parlardı, saatten de anlamazdık ya o zamanlar, çevirir dururdun. Bozardın ayarını. Bir sağa bir sola, öyle de gülerdin, yanardım sana. Bunları boş ver, unutalım gitsin. Gemma, hayatımın eskisi gibi olamayacağını biliyorum, biliyoruz çünkü biz artık adam olduk. Kafamızın içinde gitmesinden korktuğumuz ve şaşmaz gelmesinden de korktuğumuz binbir senaryolar var. Bana kızardın, 'bu mudur yani?' derdin, kendimi savunamadım diye, tenhalara kısıp yazgıma ve yangınıma ağladım diye, esaretten kurtulamadım ve zorlu sınavı geçemedim diye. Gemma, çok korkardım. Sen beni bırakır da bir başkasına gidersin diye çok korkardım. Korkularımı yenmemi söyledikçe de ben delirir kendimi daha da geri çekerdim. Sonuç olarak Gemma, yüzünde, eşsiz sesinde, gerçeküstü sahiciliğinde; o zamanlar ışık yalazının içinde gözlerin, cesaretin,
Kazma ile kazmacı arasında sap vardır Cevheri görüp kırmak arası hesap vardır Ayhan Avcı
Söz
contagion (2011) // salgın ( covid -19) steven soderbergh'in yönettiği bu film, dünya çapında hızla yayılan ölümcül bir virüsün etkilerini gerçekçi bir şekilde anlatır. marion cotillard, matt damon, kate winslet ve gwyneth paltrow'un performansları, hastalığın toplumsal ve bireysel etkilerini derinlemesine hissettirir. film, bilimsel doğruluk ve dramatik gerilimi bir arada sunarken, salgınların modern dünyadaki yayılma dinamiklerini de sorgulatır. 28 days later(2002) // 28 gün sonra danny boyle'un yönettiği bu film, laboratuvar kaynaklı bir virüsün ingiltere'deki yayılmasını konu alır. cillian murphy'nin jim karakteri, uyanıp tamamen değişmiş bir dünyada hayatta kalmaya çalışır. film, klasik zombi anlatısından farklı olarak virüsün yarattığı kaosu ve insan psikolojisinin sınırlarını güçlü bir şekilde işler. world war z(2013) // dünya savaşı z marc forster'ın yönettiği filmde brad pitt, eski birleşmiş milletler çalışanı gerry lane rolünde, tüm dünyayı tehdit eden bir zombi salgınıyla mücadele eder. film, hem aksiyon hem de küresel kriz yönetimi açısından etkileyici sahneler sunar. küresel salgının hızla yayılmasının ve panik ortamının etkisi, izleyiciye yoğun bir gerilim deneyimi yaşatır. outbreak (1995) // salgın tehlikesi wolfgang petersen'in yönettiği bu film, kurgusal motaba virüsünün amerika'ya yayılmasını konu alır. dustin hoffman, rene russo ve morgan freeman'ın performanslarıyla, hükümetlerin ve bilim insanlarının salgın karşısındaki çabaları işlenir. film, virüsün biyolojik tehlikesi kadar politik ve etik boyutlarını da sorgular. i am legend(2007) // ben efsaneyim francis lawrence'ın yönettiği filmde will smith, manhattan'da tek başına kalan bilim insanı robert neville'i canlandırır. dünya, ölümcül bir virüs sonrası vampir benzeri mutantlarla dolmuştur.