Gece Yarısı Kütüphanesi
Okurken yazarın hayal gücüne hayran kaldığım ve her sayfayı heyecanla çevirdiğim bir kitap oldu benim için. Ailesiyle arası bozulan, önce işinden kovulan, ardından da Kedisini kaybeden Nora Seed'in çektiği varoluş sancısına şahit olduğumuz mükemmel bir eser. Yağmurlu bir günde yaşadığı hayatın anlamsız olduguna karar vererek intihar girişiminde bulunan Nora bir anda kendisini hayatla ölüm arasında, çocukken çok sevdiği Kütüphane sorumlusu Bayan Elm'in yanında saatlerin sadece 00.00 olduğu bir ara evrende bulur. Yani Gece Yarısı Kütüphanesi'nde. Bu Kütüphanede Nora'nın yapmış olduğu tercihlere bağlı olarak yaşayacağı binlerce olası hayatın yazılı olduğu kitaplar vardır. İlk başta yaşadıklarına anlam veremeyen Nora daha sonra farklı kitaplar seçerek farklı hayatlara gitmeye başlar. Ve yaşadığı en ufak pişmanlıkta kütüphaneye geri döner. İlk önce zamanında yapmadığı tercihler yüzünden yaşadığı pişmanlıkları telafi etmek için o tercihleri yaptığı hayatlara giden Nora aslında tercihlerinin kendine ait olmadığını ve başkasına ait her tercihin ve dayatmanın sonunda hayal kırıklığı yaşamaya başladığını fark eder. Sonrasında kendi isteklerine göre yaşadığı hayatlara gitmeye başlar ama burada da kusursuz bir hayat bulamaz. Tam olarak burda Nora hayatın neliğini yani ne olduğunu, hayatın aslında anlamak değil yaşamaktan ibaret olduğunu anlamaya başlar. Kitabın burdan sonraki kısmı ise oldukça şaşırtıcı. Var oluş felsefesini, çoklu evren kuramını, iyi ya da kötünün neliğini harmanlayan bu kitap kesinlikle içinde yazanlardan çok daha fazlası. Okuyacak olanlara şimdiden keyifli okumalar