Eğer o adam, "ancak salih amellerin fayda edeceği zor bir günde" bu 10 liranın -benim adıma ödediği yol parası - karşısına çıkacağına inanmasa, benim gibi ilk (ve son) defa gördüğü birine yardım eder miydi? "İman bu işte!" dedim kendi kendime.
Ezanı Araplar Arapça, Türkler Türkçe, Kürtler Kürtçe, İranlılar Farsça, Pakistanlılar Urduca vs. okusalardı, ben bu "dost sesi"ni nasıl fark edecektim burada?
Ümmet olmak bu idi işte. Bir ananın (umm) evlatları gibiydik. Birimizin acısı, hepimizindi. Bir damar bizi çağırıyordu başka uzaklara. En alakasız görünen bir vesileyle de olsa... Ve o damar hiç kaybolmuyordu.
Anne babalar, küçükken çocuklarının kulaklarına -iyi veya kötü -neleri fısıldadıklarına dikkat etsinler. Bazı şeyler ömür boyu zihinde kalıyor ve insanın bütün fikriyatını şekillendiriyor çünkü.