“Bir zaruret yoksa evinden dışarı çıkma, dilini tut, güzel bildiklerini al, kötü gördüklerini bırak. Kendi işinle meşgul ol, (sorumluluğuna girmeyen) umuma ait işleri terk et.”
Abdullah b. Mesud (radıyallahu anh), Resûlullah’ın (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir:
“İnsanlara öyle bir zaman gelir ki, dindar bir kimse dinini koruyamaz olur; ancak bir köyden diğer köye, bir dağdan öteki dağa ve kurnaz tilki gibi bir kayadan diğer kayaya kaçan kimse dinini koruyabilir.”
Kendisine, “Yâ Resûlallah, bu ne zaman olur?” diye sorulunca, Allah Resûlü (sallallahu aleyhi ve sellem):
“Geçim ancak Allah Teâlâ’ya isyan edilerek sağlandığında olur. O zaman gelince, bekârlık helâl olur.” buyurdu.
“Yâ Resûlallah, bu nasıl olur? Hâlbuki siz bize evlenmeyi emrettiniz.” dediler. Allah Resûlü (sallallahu aleyhi ve sellem):
“O zaman gelince, kişinin helâki anne babasının elinde olur. Anne babası yoksa hanımı ve çocuklarının elinde olur. Onlar da yoksa yakın akrabalarının elinde olur.” buyurdu.
Ashap, “Yâ Resûlallah, bu nasıl olur?” diye sorduklarında, Allah Resûlü (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu:
“Onlar kendisini fakirlikle ayıplarlar. Bunun üzerine o da güç yetiremeyeceği işlere girer; böylece dinini tehlikeye atar ve helâk olur.”
Hattâbî, Kitâbü'l-Uzle, s. 9; ayrıca bk. Beyhakî, ez-Zühdü'l-Kebîr, nr. 439; Deylemî, Müsne- dii'l-Firdevs, nr. 8697; Ebû Nuaym, Hilyetü'l-Evliya, 1/58 (Hadisin ilk kısmı).