• Doktor Bennett, " Bir uzay bilimci olarak konuşmaya, üstü kapalı bir giriş yaparak başlayacağim...Edmond'ın begeneceğine inandığım bir sözdür. " Adam doğrudan kameraya baktı.
    " Uzaydaki yaşamla ilgili ortaya atılmış fikirler uyduruk bilimden, komplo teorilerinden ve hayal ürününden ibaret.Şunu da belirteyim: Ekin çemberleri bir aldatmaca.Uzayli otopsi kayıtları hileli fotoğraflardan yapılmış.Roswell uçan dairesi hükümetin Mogul Projesi ismindeki bir meteoroloji balonuydu.Büyük Piramitler  uzaylı teknolojisi olmadan Misirlilar tarafından inşa edildi.Ve en önemlisi, uzaylılara ait anlatılan her kaçırılma hikayesi düpedüz yalan. "

    Haber spikeri, " Nasıl bu kadar emin olabiliyorsunuz doktor? " diye sordu.

    Yüzünü yeniden haber spikerine dönen bilim insanı biraz kızmış gibiydi. " Çok basit bir mantık yürütelim.Yildizlar arası uzayda ışık yılları boyunca seyahat edebilecek kadar gelişmiş herhangi bir yaşam türünün, Kansaslı çiftçilerin rektumu hakkında bilgi sahibi olmak isteyeceklerini sanmıyorum Ayrıca bu yaşam türlerinin sürüngen şeklini almasına ve Dünya'ya hakim olmak için hükümete sızmasına da gerek yok.Dünya'ya seyahat edebilecek teknolojiye sahip bir yaşam türünün üzerimizde hakimiyet kurması için herhangi bir hileye veya ince düşünülmüş planlara ihtiyacı olmaz. "
  • Başlar ki hayat euzu besmele
    Ne Katolik ruhlar ne hümanist pencere
    Görmek için iki organ gerek
    Biri göz ise diyerine kalp gerek

    O kalp ki dağların taşıyamadığı yük
    O insan ki omuzları tunç
    Akıl o ki yıldıramaz onu hiçbir yük
    Odur yürek gezinir burç burç

    Kaç rüyanın hesabı yapılır ?
    Kaçırmayın gerçek budur güya
    Güyalardan gerçektir rüya
    Bu gerçek denilen dünya
    O da bir rüya
    Çık bakalım içinden yırtıl
    Bir kelebek olmak için tırtıl
    Kanat gerek kalp gerek rüya gerek.
  • Canını acıtması için dokunmasına gerek yok, farkında olmadan yakıyor insanı.
  • Evren yasalarla yönetilir. Başarı yasa ile yönetilir. Sizin bilinçaltınızda yasa ile yönetilir. Bilinçaltımızın yasası inanç yasasıdır. Birçok kendine yardım kitabı ve motivasyon hocaları, inancın gücünden bahseder. Ortaya koydukları genel mesaj, Napolyon Hill'in söylediği gibidir. “Aklınız neyi kabul edip inanıyorsa, onu gerçekleştirebilir.” Aklınızın inandığı her şeyi gerçekleştirebileceği doğru mudur yoksa motivasyonel bir yalan mıdır? Bu benim bir kendine yardım kitabını okuduktan ve başarı seminerlerine katıldıktan sonra kendime sorduğum soruydu. Kendime ayrıca “Eğer ben şanssız doğduysam.”, ”Başarılı olmak kaderimde yoksa.” gibi soruları da sordum.

    İnanç kavramım, Dr. Joe Vitale'nin Ruhsal Pazarlama adlı kitabını okuyunca değişti.Aslında “Aklımız, neyi kavrayıp inanıyorsa, onu gerçekleştirebilir.” yerine “Bilinçli aklınızın kavrayıp, bilinçaltınızın inandığı gerçekleşir.” demek gerekir. Bu, sizin bilinçaltınızın gücüdür. İşte sebebi;

    Bilinçaltımız, mıknatıs gibidir. Kendi inançlarını yansıtan şeyleri çeker. Açıkçası, bilinçaltımızda belli bir inanç varsa, bilinçaltımız bu inanca uygun titreşimler yaratır ve bunu yansıtan ya da buna uyan olayları ve insanları kendine çeker. Buna Evrensel Titreşim ve Çekim Yasası denir. Siz inansanız da. İnanmasanız da nasıl yerçekimi yasası varsa bu yasa da vardır. Bu yasa, sizi inansanız da inanmasanız da etkiler.

    Eğer bilinçaltınız, yaşamınızın zor geçeceğine inanırsa, gerçekten yaşamınız zor olacaktır. Karşılaşacağınız olaylar ve insanlar hayatımızı zorlaştıracaktır. Eğer bilinçaltımız paranın zor kazanılacağına inanırsa, para zor kazanılacaktır. Para kazanmakta zorluk çekiyorsanız, bilin ki bilinçaltınız paranın kolay kazanılmadığına inandığı içindir. Karşınıza çıkan fırsatlar para kazanmak için insan üstü çaba göstermeniz gerekenler olacaktır.

    Yukarıdaki paragrafı başka sözcüklerle anlatayım: Yaşamınız zorsa, bunun sebebi bilinçaltınızın yaşamın zor olduğuna inanmasıdır. Para kazanmakta zorluk çekiyorsanız sebebi bilinçaltınızın paranın zor kazanılacağına olan inancıdır.

    Zor geçen yaşamınız ya da maddi durumunuzla ilgili başka hiçbir kimseyi suçlamanıza gerek ve neden yoktur.

    Burada anlatmaya çalıştığım şudur; “Sizin gerçeklerinizi sizin bilinçaltınız yaratır.” Hayata başarılı olabilmesi için kişinin tamamen ve adamakıllı anlaması gereken en önemli deyiştir.

    Biz, bilincimizin gücünü bir fikri kavramak için, bilinçaltımızın gücünü ise sonuca ulaşmak için kullanırız. Birçok kişi, bunun tersini yapar. Bilinçlerini neticeye ulaşmak için kullanırlar, bu da genellikle stres ve endişe yaratır. Bu bilinç gücümüzle, bilinçaltı gücümüzü kullanımdaki farktır.

    Şimdi bilinçaltımızın ne olduğunla ilgili bir benzetme vereyim. Bilinçaltınız bilgisayarınızın hard diski gibidir. Ekranda gördüğünüz ise sizin gerçeğiniz ya da yaşantınızdır.

    Ekrandaki bilginin nereden geldiğini kendinize sorun. Hard diskten gelmesi gerekir değil mi? Eğer bilgisayar ekranı sizin gerçeğinizi gösteriyorsa, bu nereden geliyor? Bu benzetmeye göre sizin bilinçaltınızdan.

    Söylemek istediğim, sizin gerçeğiniz ya da deney imlemekte olduğunuz yaşam, bilinçaltınızdaki inançlarınızın bir yansımadır. Birçok insan sıkça iş değiştirmelerine rağmen, nereye giderlerse gitsinler aynı sorunlarla karşılaştıklarının farkına varırlar. Anlamadıkları ise, dışsal şartları değiştirmek yerine içinizdeki inançları değiştirmek gerektiğidir. İnançlarını değiştirince, yeni insanlar ve yeni işlere çekim hissedecekler; dünyaları da bilinçaltındaki inançlarının değişimine paralel olacaktır.

    Seminerlerime katılanlara inançların gerçekleri yarattığını söylediğim zaman, aldığım olumsuz tepkiler “içinde bulunduğum gerçekliğe inanmıyorum ama neden hala başıma geliyor “ şeklinde olur. Anlamamız gereken şudur; sizin gerçeğinizi yaratan inancın ne olduğuna siz karar veremezsiniz bilinçaltınız verir. Birkaç kitap okuyunca hayatınızın bolluk içinde olduğuna inanmaya başlayabilirsiniz. Ama bilinçaltınız ikna olmamış olabilir.
    devamı için https://gizliilimler.tr.gg/...5%3B-Calismalari.htm
  • Şimdi size kabuğunuzun içindeki boşluğu göstereceğim.
    "Çiftçilerin ne gücü var? Bugün, onların yarısından çoğunun toprağı ya kiralıktır ya da ipoteklidir. Bu nedenle, topraklarında bir köle gibidirler. Çünkü tröstler, nakliye araçlarına, vinçlere, demiryollarına, denizyollarına ve bütün pazarlama yollarına sahiptir ve bunların yönetimi de onlara aittir. Üstelik pazarlar da tröstlerin kontrolündedir. Bütün çiftçiler, bu koşullar altında fazlasıyla güçsüzdür. Bu kesimin siyasal gücüne gelince, bunu daha sonra, orta sınıfın tümünün siyasal gücüyle birlikte ele alacağım.
    "Tröstlerse, günden güne, Bay Calvin ve ötekilerde olduğu gibi, çiftçileri de işsiz güçsüz bırakmaktadırlar. Her geçen gün, tüccarlar da aynı felakete doğru sürüklenmektedir. Altı ay gibi kısa bir süre içinde, tütün tröstünün yalnızca New York'ta, dört yüz küçük tütün işletmesini yok ettiğini hatırlarsınız sanırım. Kömür madenlerinin eski sahipleri nerede? Söylememe gerek yok, siz de biliyorsunuz ki, demiryolları tröstü, bütün kömür yataklarını ve antrasit kuyularını denetimi altına almış bulunmaktadır. Standard Oil Tröst'ü yirmi kadar ta okyanusa kadar giden demiryolu hattına sahip değil midir? Demiryolu Tröstü'nün antrasit ya da kömür ocaklarını ve diğer yeraltı kaynaklarının ticaretini elinde tuttuğunu bilmem hatırlatmama gerek var mı? Bugün, Standard Oil'e bağlı şirketler tarafından, Birleşik Devletler'de on bin kadar yerleşim merkezi aydınlatılıyor, yine bu şirketler tarafından, en az bir bu kadar daha nakil aracı işletilecektir. Eskiden bu işlerle uğraşan binlerce küçük kapitalist vardı, oysa şimdi hiçbiri yaşamıyor. Bunu biliyorsunuz. Şimdi aynı son, sizi de bekliyor.
  • Deneme türüyle tanışıklığım ilk okulda olmuştu. Ahmet Haşim'in "Bize Göre" kitabını okumuştum. Malesef ki o yaşta bu kitabı anlayacak kapasitede değildim. Kitabı bitirdiğimde aklımda kalan tek şey kargaların üçe kadar saymayı bildiğiydi (utanan maymun emojisi). O kadar zor okumuştum ki deneme türü "bana göre" olmadığına karar kılmıştım. Uzun yıllar sonra bir arkadaşımın zorlamasıyla Ali Ural'ın kitabını okudum ve ne kadar yanlış düşündüğümü farkettim. Sonrasında Cemil Meriç geldi ve tamam dedim deneme türü tam da bana göre.
    Ali Ural'ın kitaplarında ortak bir konu etrafında toplanan düzenli bölümleri vardır. Bu sayede birbirinden farklı birçok başlık aynı amaca hizmet edecek şekilde birleşir. Hatta aynı kişiyi farklı kitaplarında farlı yönleriyle anlattığını görebilirsiniz. Yazarın şiir kitapları da var hiç okumak nasip olmadı ama denemelerini okurken de ne kadar şair ruhlu bir insan olduğunu hissediyorsunuz. Gerek devrik cümleleri gerek sözüklerdeki ahenk gerekse kullandığı imgeler anlatımı daha akıcı hale getiriyor.
    Kitapta tarihi kişiliklerin yaşama dair görüşlerinden bahsediliyor. Genel kültür açısından kesinlikle okunmaya değer bir kitap. Belki anlatılan kişilerin hepsi aklınızda kalamaz ama eminim ki hayatınıza dokunacak birşeyler bulabileceksiniz
  • "Hayatın keyifli yanlarının beklemesi gerek."